benim hikayem

benim hikayem

  • WpView
    Reads 5
  • WpVote
    Votes 1
  • WpPart
    Parts 1
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Mon, Jul 29, 2024
Bu buluşmada kötü geçmişti tartıştık kavga ettik ağır konuştum biraz ona amma haklıydım beni bir istiyormuş gibi yapıp bir istemiyordu oyun oynuyordu duygularım la resmen sonra işte sen beni çok üzüyorsun sevmiyorsun beni dedim bana arkadaş kalalım dedi dünyam başıma yıkıldı aq çok kötü oldum yine cuma gündü içim buruk ayırdım ordan canım yana yana kendimi yurda zor atmıştım bendenimi zor taşıyordu ayaklarım sevmicegim dedim kimseyi buakdar dedim önemsemicem dedim canım yandı dedim ama öyle de olmadı... Kötü geçen günde Allah'tan düğün vardı yoksa ben çok beterdim ama güçlüydümm hemen toparlandım sağ olsun arkadaşlarım da yanımdalardı sürekli Taner, aziz, Tunahan, Taha ve hatırlayamadığım bir kaç arkadaşım daha üzgün olduğumu bilirler ne kadar da göstermesem de gülüşümden anlar lardı onlar yaralı gülüşümden o aksam biraz kafamı dağıtım kınaya gittik tuhanala o bana destek oldu yine orda kalktı beni dansa kaldırdı oyun oynadık halay çektik öyle geçti o gün...
All Rights Reserved
#23
berk
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • AZE
  • RUH-U REVAN
  • NEVBAHAR (Düzenlenecek)
  • SİCİLYA MATRİSİ | Yarı Texting
  • Doktor Neyi İtiraf Edecek Hemşire Hanım?| Yarı Text
  • Gözler Aynı Sen
  • Hocamsın /+18
  • Karadeniz'in Kızı (Gerçek Ailem)
  • KARA HARP Mİ? (YARI TEXTİNG)
  • ASENA
AZE

PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.

More details
WpActionLinkContent Guidelines