Korkup kaçtım. Geriye bakarsam kaçamamaktan, kabullenmekten korktum. Ben bataklıktayım. Beni yavaş yavaş kendi içine çeken bataklığımın kollarındayım.
"Daha ne olması lazım? Daha dün kollarına değil miydim Asil? Kendimi öldürsem rahat edecek misin? Ne desem bana inanırsın?" Sesim buzdan farksız, bir o kadar da yakıcıydı. Dediklerime rağmen minik bir tebessüm belirdi dolgun dudaklarında. Zehir yeşili gözleri, gördüklerinin ağırlığıyla alev alev yanıyordu.
"Mahru'm." Gördüklerine rağmen, içinde inanmak istemeyen taraf bana hala dün geceki gibi seslenmekten geri durmuyordu. "Benim Bataklığımı bilerek sen kendin, bile isteye geldin. Bataklığın seni içine çekmesinden bu kadar korkmamalısın. Gördüklerimden sonra, neye inanacağımı hakkında ufak bir fikrim yok."
All Rights Reserved