Korkup kaçtım. Geriye bakarsam kaçamamaktan, kabullenmekten korktum. Ben bataklıktayım. Beni yavaş yavaş kendi içine çeken bataklığımın kollarındayım.
"Daha ne olması lazım? Daha dün kollarına değil miydim Asil? Kendimi öldürsem rahat edecek misin? Ne desem bana inanırsın?" Sesim buzdan farksız, bir o kadar da yakıcıydı. Dediklerime rağmen minik bir tebessüm belirdi dolgun dudaklarında. Zehir yeşili gözleri, gördüklerinin ağırlığıyla alev alev yanıyordu.
"Mahru'm." Gördüklerine rağmen, içinde inanmak istemeyen taraf bana hala dün geceki gibi seslenmekten geri durmuyordu. "Benim Bataklığımı bilerek sen kendin, bile isteye geldin. Bataklığın seni içine çekmesinden bu kadar korkmamalısın. Gördüklerimden sonra, neye inanacağımı hakkında ufak bir fikrim yok."
Güneş, rastgele bir dövmeciye kulağını deldirmek için girdiğinde Nikolai ile karşılaşacağından bihaberdi. İlk gördüğü anda hoşuna giden adamla arkadaş olmuş fakat gerçek hisleri hakkında konuşmamaya yemin etmişti.
★
❝Hani uzun bir günün ardından eve gelip derin bir nefes alırdınız ya; Niki'nin yanında olmak, ona sarılmak, gözlerine bakmak aynı böyle hissettiriyordu.❞
★
texting de bulunuyor bu arada, iyi okumalar♥︎