Nightwalker || Chanbaek

Nightwalker || Chanbaek

  • WpView
    Reads 1,801
  • WpVote
    Votes 370
  • WpPart
    Parts 24
WpMetadataReadMatureComplete Thu, Jan 2, 2025
WpInfo
Fiction
Fantasy
Tiz bir çan sesi. Kral ve Kraliçenin sarayından yükselen yoğun ölüm kokusu. Bir milyon asker Kralın emir vermesi için ihtiyatla bekliyordu. Soğuk, zırhlarının içindeki bedenleri titretecek kadar sert bir hal almıştı. Bazıları ellerini yumruk dahi yapabilecek bir güçte değildi. Bazılarıyla soğuya yenik düşüp yanındaki arkadaşına doğru devriliyordu. Bir milyon asker saraydan ani bir çığlık koptuğunda birazcık bile kıpırdamadı. Çığlıklar git gide kelimelere büründü. Soğuktan duyularının birçoğunu kaybedenler bile acı dolu çığlıkları duyabilmişti. "Oğlum!" Kraliçe yeni kesilmiş kordonun hala sarılı olduğu mor tenli bebeğe bakarak çığlık attı. Küçük prens, ebenin tüm çabasına rağmen kendi kordonuna dolanarak ölmüştü. Rahmindeki boşluğa bastıran Kraliçe bir kez daha acıyla çığlık attığında sarayın üzerinde uçuşan kargalar gökyüzünde dağıldı. İşte o zaman askerler neler olduğunu az çok anladı. Küçük prensin doğumu için yapılacak karşılama töreni; cenaze törenine dönüştü. Askerler yüreğinde yas acısıyla titredi. Ölü prenslerine saygılarını sunmak adına, geniş saray bahçesindeki her bir tabur teker teker diz döktü. Kral odasının balkonundan askerlerine baktı. Kaybettiğini dokuzuncu oğlu adına sağ koluna bir emir verdi. O gece; Bir milyon asker, kendi kılıcıyla öldürüldü. Bir milyon ölü kelebek saray bahçesine düştü. Bir milyon ruh sonsuza dek kayboldu.
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • FIRTINA ZAMANI
  • İKİNCİ ŞANS MI?
  • CURCUNA (Gerçek Ailem)
  • Bir Yalanın İçinde
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!
  • Kan Mührü
  • Unutulan gerçekler
  • ON İKİNCİ ALEV
  • KALINTI
  • Canavarın Kollarında

Lüks ve ihtişam içinde büyüyen Melek, babasına meydan okumasının ardından kendini Karadeniz'in bir dağ köyünde öğretmenlik yaparken bulduğunda kaderin ona sarsıcı bir sürprizi vardır. Yıllar önce acımasızca reddettiği silik ve sessiz bir genç olan Tahir'in şimdi karşısında Fırtına lakabıyla dağları kasıp kavuran bir yüzbaşı olarak durması tüm dengeleri alt üst eder. Yıkım Timi'nin karizmatik ve disiplinli komutanının gözleri Melek'in hatırladığından çok uzakta, buz gibi keskin ve acımasızdır. Aralarındaki çatışma kısa sürede alev alarak, yerini inkâr edilmesi imkânsız bir çekime bırakırken Karadeniz'in hırçın dalgaları, sert rüzgârları ve samimi insanlarıyla sınandığı bu yeni düzen; onun için hem gülümsetecek bir savruluş hem de yüreğinin hikâyesini Karadenizli bir adamla yazacağı bir yolculuğa dönüşecektir. Yürek mevzilerinde sipere yer yok be öğretmen hanım. Düştüğün an esirsin. Ben de esirim artık, Hem Karadenize hem bir çift ela göze...

More details
WpActionLinkContent Guidelines