Sözde zamanın yaraları iyileştirdiği söylenir. Oysa koca bir yalandır bu. Zaman yalnızca yüzleşilmiş yaraları iyileştirir; çözülmemiş olanları ise vakti geldiğinde yeniden kanatabilmek için kurutmaktan başka hiçbir işe yaramaz. Tıpkı Korkut Alp ve Yasemin'e yaptığı gibi... Kuleli Askerî Lisesi'nin o çelik gibi soğuk duvarları ile Kandilli Kız Lisesi'nin zarif koridorlarını birbirine bağlayan gizli bir patika... Kandeli... 17 yaşındaki Yasemin ve askeri lise öğrencisi Korkut Alp'in o patikada kendilerine kurdukları masum dünyada başka hiç kimseye yer yoktu. Ta ki Yasemin'in boynuna dolanan acımasız bir mecburiyet, Kandeli'de yeşeren o hayalleri tek bir günde paramparça edene kadar. Yasemin, babasının karanlık dünyasında hayatta kalabilmek için çabalarken, Korkut Alp'in göğsünde asla kapanmayacak o derin yarayı açmış ve ikisi de o yaranın içinde kaybolmuştu. Yıllar sonra kader yeniden ağlarını örerken; Yasemin ait olmadığı bir hayatın nişan yüzüğünü, Korkut Alp ise Pusat Timi'nin bordo beresini henüz yeni geçirmiştir üzerine. Ancak kader, kanatmaya doyamadığı o kabuğu bir kez daha soymaya kararlıdır. Korkut Alp, Pusat Timi ile omuz omuza çıktığı o ilk kritik görevin sonunda; geçmişinin ta kendisini bulmayı asla beklemiyordur. Üstelik karşısındaki kadın, o lise yıllarında bıraktığı ürkek kız değil, başka bir adamın nişanlısıdır. Bazı yaralar kapanmaz. Bazı hikâyeler yarım kalmaz. Sadece... kaldığı yerden kanamaya devam eder.
Подробнее