
Her sabah ki gibi uyanıp elime ne gelirse giymiştim. Okulda farkedilmeyince insana dert olmuyor ne giydiği. Sallamasyon şeyler giyerken bile geç kalabilme yeteneğine sahiptim. Yine kapıda Arda'yı ağaç etmiştim. Saçlarımı tarama gereği duymadan portmantodan montumu alıp evden çıktım. Okul çokta uzak olmadığı için yürümeye başladık. Okula geldiğimizde herkes tiksinerek bakıyor ve birbir kulaklarına bir şeyler fısıldıyordu. Her zaman nefret etmiştim bu kişiliği bozukların dedikodularından, ne bokuma karışıyolar ki insanların hayatlarına. Döndüm ve Ardaya göz devirdim ama onun yüzündeki tedirginliği hissedince ''Olamaz değil mi?'' dedim. Korkmaya başlamıştım. Belki yaşadığım hayatı çok sevdiğim söylenemezdi ama bütün hayatım bundan daha kötü olabilirdi, yerle bir olabilirdi. Arda kolumdan tutup beni sınıfa götürürken dolapların üstündeki resimlere gözüm ilişti. O sıra dünyamın tepetaklak olduğunu hissetmiştim ve tabii ki yanılmamıştım. Herkes bir şeyler fısıldıyordu ama bana sadece uğultu gibi geliyordu. Gözlerimin aralıkken en son gördü şey Selen, Buse ve Adaydı. Bunlar kim mi? Şu her okulun demirbaşları olan kötü kızlar.Todos los derechos reservados