
Küçüktüm daha, dört-beş yaşlarında kendinden habersiz bir çocuk. Ya da o yaşta bir kadın. Beş kişilik ufak ve huzursuz bir aileydik. mutsuzluguna ragmen gülümsemeye çalısan annem, o yaşlardayken kahkahasını daha hiç duymadım. Bu yüzden kahkaha atmayı annemden ve ya ailemden öğrenmedim ben, başkalarının gülüşleri ders olurdu bana. herkesin engelli diye adlandırıp hor gördüğü, ama aslında herkesten daha masun abim, birtanem. Beni büyüten babaannem ve hayatımı alt üst eden, bizi dağıtan babam. Kendimi bildim bileli annem ve babam hep kavga eder, daha doğrusu annem dayak yerdi. Annemse bir köşeye oturur tepkisizliğiyle karşılık verirdi. bıkmıştım bu mutsuzluktan. Babam abimi ve benı severdi, yani en azından cok dovmezdı. Bir kere dövdü sadece. hatırlıyorum o gunu dün yasamısım gıbı, net ve acı. Eve gelmişti, oturuyorduk ılk kez aılecek, gülüyorduk, kahkahalar duyuluyordu gecekondumuzdan. Alısılmısın dısında bir gündü bizim için. O evde hatırladıgım ılk ve son kahkaha seslerıydı. Babam elınde ıckısıyle bızımle ılgılenıyor, sohbet edıyordu. Cok mutluydum, ta ki o soruya kadar.Seluruh Hak Cipta Dilindungi Undang-Undang
1 bab