" hissetmiyorsan yaşamıyorsun" dedi sevgili durgun oturaklı sol yanına inme inmişçesine ağır duran ifadesiyle..."acılar vardır insanı köreltir acılar vardır insanı yüceltir senin seçimin ne peki" diye ekledi.sustum.tüm cevaplar çıkabilirdi ağzımdan.kaçamak olduğu kadar ağırlaştırılmış müebbete ceza atfedilecek her tür cümleye hazırdım lakin çok sevmiştim onu. "git ve teslim ol" dedi "dayanamıyorsan.körkütük karanlıklar seni bekliyor hadi.ben umarsız şeytani bir hal de alabilirim ama ikimiz sonsuza dek biteriz bilemezsin" dedi dedi dedi. bir sonbahar günüydü.eserek yağan tuhaf bir yağmur pardösümü ıslatmaya üşeniyordu sanki.acılara gebe heyhat halim ve ben istiklale doğru yürüdük.o arkamda kaldı.sevgiliyi ardımda bırakışlarım her daim güven vericiyken şimdi yılgın rüzgarlara teslim olmuş gibiydim.iliklerime kadar üşeyen zavallı bir külkedisi.onsuzluğa yelken açtım o dakika.bizsizliğe.tadını bilmediğim hiçliğe.iki kişiyken hiçliği tatmıştım lakin ilk kez bir başıma adanmış ruh edasıyla bilinmeyene gidiyordu yolum.önüm istiklaldi yönüm istikbal miydi? zeki adamların zeki kadınlarla baş etmek gibi bir ayraçları yok onu anladım.şöyle sırtını kırlente elini kanaviçeye vermiş az soran çok gülen kadınlar en çok onların tercihi zannımca.boş bakan gözler demeyelim de boşluğa bakar gibi yapan gözler arıyorlar sanki.taşımak sırtlanmak katlanmak gibi ifadeler lügatlarına uğramamış bırakın girmeyi. düşüne düşüne hayal kahvesine vardım.her görüşümde güldüğüm "damsız girilmez" yazısı bu kez güldürmedi.hiç alakası bile yokken "bir daha bu yolları aynı hevesle yürür müyüm" şarkısı dolandı dilime.sezen mi ebru mu daha güzel söylüyordu .All Rights Reserved