Merih Yıldızı

Merih Yıldızı

  • WpView
    Reads 62,371
  • WpVote
    Votes 3,174
  • WpPart
    Parts 25
WpMetadataReadMatureComplete Sat, Mar 28, 2026
WpInfo
Fiction
Romance
"Ben bu dünyada sana açtım gözümü. Varsa sen yoksa sen... Ne gözüm gördü başkasını, ne gönlüm yönünü çevirdi senin gözlerinin menzilinden başka yere. Her gece, dua diye sana kavuşma hayalini bastım kalbime. Hep bir umut dedim kendime, ayakta durduysam bugüne kadar sebebi buydu." "Şimdi diyorsun ki yan Merih, yıllardır büyüttüğün sevdana kavuşamayacaksın, yak kendini Merih." Alnımı öptü. Elleri titriyordu. İçin için ağlıyordu. "Senden gelene kurban olurum ben. Başım gözüm üstüne. Dersen ki sana bu dünyada vuslat yok, yine de bende ki aşkına ihanet etmem. Ben sana kıyamam, kendimi yakarım ama sana değen yeli bile seni incitmesin diye engellerim. Böyle mutlu olacaksan buna da eyvallah." Derin bir nefes alıp ayağa kalktı. Gözlerini sildikten sonra bana son kez bakıp gitti. Olduğum yere yığılıp haykırarak ağlamaya başladım. Bu gece ruhum sökülmüş, aşkımı kaybetmiştim.
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Gözyaşı Kadehleri
  • Leyla'ya Kadar
  • Gelinciğin Şarkısı
  • ALACA
  • Turuncu Balonlar & Sonsuz Yalanlar
  • Bizden Olmaz mı?
  • YILDIZLARIN MELODİSİ
  • BİR ADIM ÖTESİ
  • AĞAÇ KABUĞU - MAHALLE HİKAYESİ
  • ATEŞTEN GÖMLEK

*Yetişkin içerik barındırır. *Nefretten aşka/anlaşmalı evlilik kurgusu --- "Kimi öptüğünün farkında bile değilsin," dedim üzerime tüm ağırlığıyla kapanan bedenini omuzlarından hafifçe iterek. Yüzlerimiz arasında bir nefeslik mesafeden fazlası yoktu. Aldığı her nefes benden doğuyor, aldığım her nefes ondan kopuyordu. Az önce dudaklarıma dokunan dudaklarını diliyle ıslattı ve ardından göğsü şişerek göğsüme yaslandı. Altında ezilmeye, o isteyerek üstümden kalkmadıkça son veremeyeceğimi biliyordum. Yatakla arasında kalan bedenimi kıvrandırıp yormak yerine onu ikna etmek için dudaklarımı araladım. "Sarhoşsun, farkında bile olmadan beni öptüğün için pişman olduğunu haykırdığın bir sabaha uyanmak istemiyorum." "Kim olduğunun farkında olmadığımı mı sanıyorsun?" diye sorarken sarhoşluğunun izlerini taşıyan sıcak nefesi yüzümü okşadı. "Karımı öptüğümün farkında olmadığımı mı sanıyorsun?" İrkilerek gözlerimi kırptım birkaç kez. Etrafta birilerinin olup olmadığını görmek için delice odaya bakındım. Kimse yoktu. Cevahir Avcıoğlu'nun beni 'karısı' olarak benliğine katmasına sebep olacağı oyunumuzun seyircilerinden hiçbiri burada değildi. Dudaklarını biraz önceki hafif baskıdan çok daha yoğun bir biçimde yeniden dudaklarıma bastırdığında zihnim binlerce soruya aynı anda yanıt aramaya başladı. Bizim dünyamızda her şey sahteydi. Her şey oyundu. Seyirciler gittiğinde perde kapanır, oyuncular birbirlerinin yanından hızla kaybolurdu. Ama şimdi ilk kez, hatta belki de son kez seyircisiz oynuyordu oyununu. Avcıoğlu'nun kurallarına kendisinden başka kimse karşı çıkamazdı. Bizim için yıkımı getirecek olan da, işte bu nedenle, bizzat kendisi olacaktı. --- '260224

More details
WpActionLinkContent Guidelines