Aşağıdan yürürken hep gördüğüm ve çıkmak için ölüme sakladığım o yerin önünde durdum. Gözlerimi aşağı çevirdiğimde az önce yürüdüğüm yollara kuş bakışı baktım son kez. Önümde dizimin bile altında biten bir beton ve devamında benim için koca bir boşluk vardı. Aklımın derinlerine geri dönme düşüncesi dolunca dudaklarımdan alaycı bir nefes kaçtı. Kafamdaki ses bu kadarsın işte diyordu bana. Ölmeyi bile beceremiyorsun, bu kadarsın. Burnumu çekip başımı gökyüzüne kaldırdım. Kara bulutlar vardı üstümde, yağmurun habercisi. Son yağmuru görüp de mi ölseydim düşüncesiyle güldüm. Ölmemek için bahaneler uyduruyordum, oysa çok kararlıydım. Hayır ben çok korkaktım. Ben kendi sorumluluğunu bile alamayacak kadar korkak bir heriftim. Çenemi sıkıp başımı aşağı doğru indirdim. Son anlarımda da korkak olmak istemiyordum. Beton yere iyice yaklaştım. Gözlerim aşağıdayken dudaklarım kıvrıldı.Artık içimdeki o korkak da ölmek istiyordu. Betonun üstüne çıkmayacaktım, kendimi öne doğru bırakıp sonuma gidecektim. Gözlerimi kapatıp bedenimi öne doğru serbest bıraktım. "Koray!" diye bağırıyordu bir kadın sesi. Gözlerimi sıkıp tekrar geri açtım. "Koray!" Yaklaşan sesle birkaç adım geri gelip kafamı çevirdim. Karşımda gördüğüm kız hızla bana doğru koşuyordu. Nereden çıkmıştı şimdi? "Koray, sen misin?" dedi birkaç adım ötemde soluk soluğa durup. Hava kararmış sokak lambaları yanmıştı ama üstümüzdeki sanırım arızalıydı. Yüzünü net göremiyordum ama gözlerinde bir korku vardı. "Hayır." diye yanıtladım kızı.
Mais detalhes