⛓️
Avuçlarına baktı çocuk, elinde sarı kuru bir yaprak. Sonbahardan kalma sarı kuru bir yaprak. Düşündü sonra, hani karanfil vardı elinde? Gözlerini kapatıp açtı. Hiçbir şey göremedi. Ne karanfil, ne yaprak. Ağlamak istedi, ya da öfkelenmek. Yapamadı. Bir rüyada gibiydi, ama uyanamıyordu. Acıyla boğuşan bedeni vardı. Aylar hatta yıllar sonrasında bile acılıydı. Sırtında dayak yemekten oluşan kabarık izler vardı. Bu izlerin yanında kızdırılıp derisine bastırılan bıçak izleri de dahildi. Kemal Karatay olmamak için kaçtığı her günün izleriydi bunlar. Ve son geldi. Çamurlu bataklığın içine bata çıka koştuğu yola benziyordu aklının oyunları. Ağaçların hepsi aynı, yol çıkmaz. Çıkmazdan çıkmak delilerin işiydi.
Ağaçlar farklıydı artık, yol bir denizdi...
"Sensin evlat. Vural Sargun Altemur sensin. Sargun'sun çünkü seni bulduğumuz yer bir bataklıktı."
⛓️