Sürgüne gönderilen kız kardeşini geri getirebilmek için kendi benliğinden ve hayatından vazgeçen Pharsa, taç töreninde kendi tacını kullanarak büyük bir fedakarlık yapmış ve kız kardeşini geri getirmiştir. Aynı zamanda, iki kız kardeşin ve annelerinin arasındaki savaş sona ermiş, Iggy annesini, yani Zoray'ı sürgüne göndermiştir. Ancak, taht hırsı bitmeyen iki kız kardeş, doğanın dört büyük elementini ele geçirerek yalnızca dünyayı değil, tüm evreni hükmetmeyi amaçlamaktadır.
Yok olmak istemiyorsan, eğer,
Elementlerden kurtulmalısın hemen.
Kaderini yazmak istiyorsan, eğer,
Bu savaşı bitirmelisin hemen.
"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim."
Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi.
Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü.
Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü...
Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı?
"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum."
Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.