Ben; sevdiğim adamın bir başkasıyla mutlu olmasına razıydım. Yeter ki o yaşasın, yeter ki gülümsesin. Onun için her gece dualar ederken, kaderin benim için ördüğü karanlık ağlardan habersizdim. Hayatım daha ne kadar acımasız olabilir ki, diye düşünürken, en dibi gördüm. Çocukluğumun geçtiği, terk ettiğim bu topraklara, bu kez ayaklarımda prangalarla geri döndüm. Belki de insanoğlu, kaderin çizdiği yoldan kaçamıyordu. Belki de her şey, o ilk adımda yazılmıştı. Ve ben, şimdi o yazgının ağırlığı altında ezilirken, bir kez daha anladım: Bazen sevmek, vazgeçmek demekti. Bazen yaşamak, acıyı içine sindirmekti. Ve bazen, en büyük fedakarlık, sessizce kenara çekilip, mutsuzluğa gömülmekti ...
Aşiret + gerçek ailem kurgusu. Birçok klişenin toplamından meydana geliyor, istediğimiz de zaten klişeler değil mi?
İrem yaşadığı şehri temsil etmiş ve Muay Thai alanında Avrupa şampiyonu olmuş başarılı bir genç kızdır. Hedefi, Dünya şampiyonası olan ve onu delirterek çalıştıran koçuyla birlikte Türkiye'yi temsilen şampiyon olmak istemektedir. Ailesi, arkadaşları ya da bir başka şeyi hayatında asla öncelik olarak görmeyen, hepsinin eksikliğini iliklerine kadar hisseden lakin burnundan kıl aldırmayan İrem Sevinç, aslında İrem Sevinç değil; Mardin'in en büyük ağası olan Mehmet Mazharoğlu'nun tek kız torunudur.
Mazharoğulları, kızlarının kasten değiştirildiğini öğrendiklerinde deliye dönmüş ve hızla kızlarını aramaya başlamışlardır. Onlara göre kızları hemen onlara koşup, tıpkı onlar gibi özlem giderecektir. Ortadaki tek ve en büyük sorun ise, küçük Mazharoğlu'nun ailesine rağmen hiçbirinin yüzüne bakmamasıdır.
Önyargılı ağabeyler, küçük kardeşler ve bolca kaos. Mizahın sınırlarını aşmaya ve İrem Mazharoğlu'nun kaos dolu hayatına eşlik etmek istiyorsanız, buyurun.