SİNEKKUŞU (Tamamlandı)
  • LECTURES 18,334
  • Votes 1,505
  • Parties 60
  • LECTURES 18,334
  • Votes 1,505
  • Parties 60
En cours d'écriture, Publié initialement déc. 18, 2024
Contenu pour adultes
'' Ben evliliğime de sana da gayet sadık ve saygılı bir insanım Deva! Kâğıt üstünde olan bir evlilik için fazla sadık bir adamım hatta. '' son söylediği şeyle dudaklarım aralanırken sinirden dolmaya başlayan gözlerimi kırpmadan tüm öfkemle, '' Öyle mi? '' dedim tek bir an olsun duraksamadan. Sanırım ikimizde bu gece gemileri fazlasıyla yakmıştık. Bunda iki gündür yaşadıklarımızın payı da büyüktü tabi ki. Aynen öyle dercesine başını sallayıp hala devam ettiğinde ise defalarca kez onun da benim de ima edip durduğumuz meseleyi kökten bitirmek istemiştim anın getirdiği öfke haliyle. 

'' İyi o zaman kâğıt üstünde olan bu evliliği bitirmek istiyorum ben artık! '' ağzımdan çıkan şeylerle kısa bir an duraksasam da daha fazla dayanamadığımdan devam ettim söyleyeceklerime. '' Tahammül edemiyorum artık bu yaşadıklarıma anladın mı? Hayatımı daha fazla ertelemek ve seninle mücadele ederek geçirmek istemiyorum. Madem kâğıt üstünde, bitsin! '' dememle afallamış bir ifadeyle bir adım geriye çekilmiş ama bakışlarını benden koparamamıştı. Gözlerinde konuşmamızın en başından beri var olan öfke hali artık tamamen yok olmuş adını koyamadığım bambaşka şeyler gelip yerleşmişti yerine.
Tous Droits Réservés
Table des matières
Inscrivez-vous pour ajouter SİNEKKUŞU (Tamamlandı) à votre bibliothèque et recevoir les mises à jour
ou
Directives de Contenu
Vous aimerez aussi
BAĞ BOZUMU, écrit par monaRozase
14 chapitres En cours d'écriture Contenu pour adultes
BAĞ BOZUMU~ 🍇 Üzüm bağlarının üzümsüz kaldığı dönem, 🕊️ Benimde sensiz kaldığım dönem. Bilge ADALI ~ Aziz Kutay KOZANLI ... 2026 (Suriye sınır köyü) Ellerim bağlı, gözlerim bağlı... Nefes alıyordum. Ciğerimi yakan o boktan nefesi alıyordum. Ekimin başındaydık, bağ bozumu zamanında. Bebeğim doğalı 20 gün olmuştu. 20 Eylül 2026. Onunla ilk tanıştığım, onu ilk gördüğüm tarih. Doğduğu tarih. Kıbrıs'ta doğdu, Suriye'de öldü... 20 Eylül 2026 ~ 05 Ekim 2026 Ölmeyi bekliyordum. Oğlumu gözümün önünde kefenlediklerinde, ben zaten çoktan ölmüştüm. Kalbim, ruhum, yaşam sevincim onunla birlikte toprağa karışmıştı. Tahta kapı gıcırdayarak açıldığı sırada, yere eğilmiş olan başımı kaldırma zahmetinde bile bulunmamıştım. Sesin yarattığı yankı, ahırın kasvetli havasında kaybolurken, ben derin bir boşlukta kaybolmuş gibiydim. Dizlerimin üstünde, sanki zaman durmuştu; varlığımın geri kalan her şeyi umursamaz hale gelmişti. Kapının açılışı ve kapanışı arasında geçen anlar, bana sadece ezici bir yük olarak yükledi. Ağır adımlarla yanıma gelen adam tam karşımda adımlarını durdurdu. "Kaldır kafanı." Duyduğum sesle beraber, feri sönmüş gözlerim toprak zeminden yukarıya doğru kaydı. Gözlerim önce ağır, kirli asker botlarına çarptı; botların kokusu burnuma çoktan ulaşmıştı bile. Kamuflajları içinde karşımda dimdik duran Kutay ile göz göze geldiğimde, onun sert ifadesiyle karşılaştım. "Yüzbaşı karısına yakışır bir şekilde kaldır o bakışlarını," dedi. Sesi emredici, gözleri soğuktu. Sanki içimdeki son kırıntıları da tüketmek ister gibi bakıyordu bana. Ölmüştüm.. Gözlerimin değdiği gözler, onlarda ölmüştü..
KIRMIZI GÜLLER ÇABUK SOLAR, écrit par ceyzabel
54 chapitres En cours d'écriture Contenu pour adultes
"Ve unutma Zümrüt; tüm çiçekler yavaş yavaş, kırmızı güller çabuk solar." *** 1980 yılının Mayıs ayında, Dilektaşı Mahallesi'ndeki aylardır boş olan daireye genç bir adam taşındı. Tek başınaydı, bir karısı veya çocukları yoktu. Kimseyle konuşmazdı ve soğuk çehresi, tenindeki yanığa benzer farklı renkte izleri, şüpheli hareketleri nedeniyle kimsenin de onunla konuşmaya niyeti pek yoktu. Mahalleli, bu suskun ve gizemli adamın dönemin şartlarını da göz önünde bulundurarak bir Amerikan ajanı olduğuna karar vermişti ve adama kendi aralarında 'Dilsiz Ajan' diye sesleniyorlardı. Zümrüt Ayten Özsoy ise henüz yirmisine yeni basmıştı. Altı çocuklu bir ailenin ikinci çocuğuydu. Hayat hakkında bilgisi bu aileyle ve bu mahalleyle sınırlıydı. Liseyi yarıda bırakmak zorunda kalmıştı, hayata en büyük kızgınlığı da buydu. Hayallerini baltalayan şey yoksulluk ve yoksulluğunun sebebi ise başlarındaki sorumsuz babalarıydı. Çoğunlukla bu kalabalık mahallenin cıvıltısında ömrünün çürüyeceğini ve ailesine rağmen yapayalnız öleceğini düşünürdü. Onun için hayat, ışıltılı bir oyun sahnesiydi ve bu sahne, akşam babası eve geldikten sonra perdelerini kapatarak karanlığa bürünürdü. Ve bir gün Dilsiz Ajan nihayet konuştu. Zümrüt Ayten Özsoy ise hayallerine çok yakın olduğunun henüz farkında değildi. (30.03.2021)
BÜLBÜL, écrit par papatyakorusu
22 chapitres En cours d'écriture
*avareyim,asudeyim,yorgunum bilmiyorum,neden sana vurgunum? -bir mahalle hikâyesi- 18/05/2023 " Dökme yüzünü." dedi. Yüzüne vuran kızıl ateşlere bakarken gözlerinde kararlı bir ifade vardı. Kurşuni bulutlar, karşıdaki binaların silüetlerin üzerine yığılmışlardı ve akşamın alacasına güneşin son kızıllıkları karışıyordu. Hafif bir rüzgâr çıkmıştı. Sesi, bulanıklıktan uzak, net ve kendinden emindi. Hiç tereddütleri olmamıştı zaten. Şimdi oturduğumuz bu tenhalıkta, gözleri yerdeki ateşin kızıllığındayken düşen yüzümü, incinen kalbimi nasıl fark etmiş, nasıl sezmişti bilemiyordum. Beni şaşırtmaya devam ediyordu. Kemikli yüzündeki kararlı ifadeye baktım. Gözleri ateşten uzaklaşıp bana döndüğünde yanağında şimdi sakalların gizlediği yara izini ve sebebini düşünüyordum. Yaralar her zaman görünür değildi, olamazdı ama sanki onun yaraları gördüğümden daha derinlerde bir yerlerde gibi geliyordu bana. Gözleri, uysal bir kuştan uzak, gelip gözlerime ilişti. Bakışları karanlık bir orman gibiydi ama tekinsiz değildi. Alaz alaz bir ifade vardı. Hummalı, sert ve kendinden emindi. Kaşlarının arasındaki çukurlar inen akşamla karanlık çizgilere dönmüştü. Garip bir şekilde yanında kendimi hiç olmadığı ölçüde güvende hissettiğimi fark ediyordum. Bana bakarken gözünü bile kırpmıyor, bakışlarındaki bir şey beni gözlerimi kaçırmaya hatta buradan çıkıp ardıma bile bakmadan kaçmaya zorluyordu. Ama direniyordum. Ne gözlerimi mızrak gibi saplanan bakışlarından çekebiliyordum ne de koşup uzaklaşmaya derman bulabiliyordum. " Dökmedim." dedim inkar ederek, az önceki sözünü esasında kendime hatırlatmak için. Elindeki uzun çubukla ateşi karıştırırken tüylerimi diken diken eden ifadesini de çekip almıştı üzerimden. " Döktün. Ama sen yine de dökme yüzünü. O yüz, dökülecek yüzlerden değil."
Vous aimerez aussi
Slide 1 of 10
BAĞ BOZUMU cover
KADERİMİN AYAK SESLERİ (BİRÎNDAR /YARALI) cover
SAFİR cover
SÜRGÜN MAVİSİ cover
SANA UZAK YAKINLAR cover
KIRMIZI GÜLLER ÇABUK SOLAR cover
BÜLBÜL cover
PAYASLI cover
Küllerin Çığlığı cover
Leyla  cover

BAĞ BOZUMU

14 chapitres En cours d'écriture Contenu pour adultes

BAĞ BOZUMU~ 🍇 Üzüm bağlarının üzümsüz kaldığı dönem, 🕊️ Benimde sensiz kaldığım dönem. Bilge ADALI ~ Aziz Kutay KOZANLI ... 2026 (Suriye sınır köyü) Ellerim bağlı, gözlerim bağlı... Nefes alıyordum. Ciğerimi yakan o boktan nefesi alıyordum. Ekimin başındaydık, bağ bozumu zamanında. Bebeğim doğalı 20 gün olmuştu. 20 Eylül 2026. Onunla ilk tanıştığım, onu ilk gördüğüm tarih. Doğduğu tarih. Kıbrıs'ta doğdu, Suriye'de öldü... 20 Eylül 2026 ~ 05 Ekim 2026 Ölmeyi bekliyordum. Oğlumu gözümün önünde kefenlediklerinde, ben zaten çoktan ölmüştüm. Kalbim, ruhum, yaşam sevincim onunla birlikte toprağa karışmıştı. Tahta kapı gıcırdayarak açıldığı sırada, yere eğilmiş olan başımı kaldırma zahmetinde bile bulunmamıştım. Sesin yarattığı yankı, ahırın kasvetli havasında kaybolurken, ben derin bir boşlukta kaybolmuş gibiydim. Dizlerimin üstünde, sanki zaman durmuştu; varlığımın geri kalan her şeyi umursamaz hale gelmişti. Kapının açılışı ve kapanışı arasında geçen anlar, bana sadece ezici bir yük olarak yükledi. Ağır adımlarla yanıma gelen adam tam karşımda adımlarını durdurdu. "Kaldır kafanı." Duyduğum sesle beraber, feri sönmüş gözlerim toprak zeminden yukarıya doğru kaydı. Gözlerim önce ağır, kirli asker botlarına çarptı; botların kokusu burnuma çoktan ulaşmıştı bile. Kamuflajları içinde karşımda dimdik duran Kutay ile göz göze geldiğimde, onun sert ifadesiyle karşılaştım. "Yüzbaşı karısına yakışır bir şekilde kaldır o bakışlarını," dedi. Sesi emredici, gözleri soğuktu. Sanki içimdeki son kırıntıları da tüketmek ister gibi bakıyordu bana. Ölmüştüm.. Gözlerimin değdiği gözler, onlarda ölmüştü..