Umudunun tam tükendiği anda,herşeyi kafasında bitirmişken , bilinmezlikler içinde kaybolurken bulmuştu onu AŞK...
Onun tek sevdiği yoktu,ama en sevdikleri vardı.
Ya da o öyle zannediyordu, çünkü daha tanımamıştı gerçek AŞK'I...
Geçmişi ona annesinden kalan renkli incileri, babasından kalan ızdırap dolu hayatı bırakmıştı.
Ama her ızdıraptan bir çıkış yolu olacağını nerden bilsin ki onun kapıları belkide ilk defa umuda açılacak...
Özlerse eğer sevdiklerini,annesinin kendi eliyle boyadığı mavi incileri takardı siyah uzun düz saçlarına.Çünkü mavi onun için özlem demekti o mavilerde kaybetti ailesini...
En özgür hissettiği anda takardı saçına beyaz incilerini, çünkü özgürlük onun için beyaz demekti o bulutlarda aradı hayallerini...
Sevmezdi siyah incileri ama takardı bazı geceleri saçına, çünkü korktuğun da hissederdi başında annesinin yumuşuacık ellerini...
Ya pembe inciler?
İşte onu genelde takardı çünkü güler yüzlü dışarıya pozitif bakandı o. En küçük hatasından bile gülecek bir şey bulurdu...
Daha önce saçına takmamıştı hiç kırmızı inci. Çünkü gerçekten hissetmemişti AŞIK olduğunu.
Duruyordu öylece dolabında, üstelik annesi diğer incilerden daha çok boyamıştı incileri kırmızıya, belkide annesi hiç çıkartmıyordu kırmızı incileri saçından, çünkü Sara Ecevit'e deliler gibi AŞIKTI...
💙🤍🖤❤️💗
Heryerde ona o dedim evet ,çünkü bazı anlar gelirdi sadece kendisine o denmesinden hoşlanırdı. Bilinmezlikler ve karmaşalar içinde kendini karışıklığa bırakırdı Elida.
Evet bu hikaye Elida Saygın'ın hikayesi onun bilinmezliği, onun heyecanı,onun sevgisi,korkusu,hayalleri ve belki de AŞKI...
"Sana bu kırmızı incileri kendi ellerimle takıcam Elida"
''her şey yalanmış. ailem, arkadaşlarım, tüm hayatım. ben ne yapacağım şimdi?''
''eskiden hiç susmayan ben artık hiç konuşmuyordum.''
''en büyük acı geçmişini hatırlayamamaktı.''