Anna kim olduğunu hatırlamayan, hafızası parçalanmış, hayatı elinden alınmış bir kadındır. Yıllar önce karanlık bir düzenin elinde şekillendirilmiş, emirlerle yaşayan, görevlerle nefes alan bir asker, bir suikastçıya dönüştürülmüştür. Ama insan zihni, en derinlere gömülen gerçekleri bile sonsuza kadar saklayamaz. Bir anlaşma karşılığında kabul ettiği son görevinin içinde uzun zamandır olsa da görevi, asıl yeni yıl gecesinde, gösterişli bir davetin ortasında başlamıştır ve ilerledikçe Anna, kendine yarattığı sahte kimlikle büyük bir girdabın içine çekilmiştir. Maskelerin, ihtişamın ve sahte gülüşlerin ardında kurulan bu oyunda Anna'nın hedefi nettir: Barlas Tegin.
Bu oyunda herkesin bir sırrı vardır ve hiçbir şey göründüğü gibi değildir.
Geçmiş, yavaş yavaş yüzeye çıkarken; gerçekler, yalanlardan daha tehklieli hale gelir.
"Maskeler asla düşmez;
Yalnızca vicdanını susturabilen yeni yüzler bulur.
Oyun hiçbir zaman sona ermez,
Çünkü kurallar değil,
Kurbanlar değişir.
Kırmızı önce masum bir gölge gibi sahneye süzülür,
Sonra boğaza yerleşen bir urganın son nefesine dönüşür.
Bu bir intihar değil...
Gerçeğin, en kusursuz yalana boğdurulduğu son sahne.
Katil perde önünde değil;
Alkışların arasına karışmış,
Yeni maskesini çoktan takmış.
Çünkü en korkunç canavar, elindeki kanla değil...
Hiç doğmamış vicdanının karanlığıyla kalabalıkların arasında dolaşır.
Ve perde kapandığında geriye tek bir soru kalır:
Bu kanlı piyes kaderin çektiği son bir ilmek mi...
Yoksa insanlığın kendi elleriyle ördüğü ebedî bir trajedi mi?"
All Rights Reserved