RED KNOT

RED KNOT

  • WpView
    Reads 30
  • WpVote
    Votes 1
  • WpPart
    Parts 2
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sun, Apr 13, 2025
Ana karakterimiz Walker Dünyadaki insanların aşk acısı çeken Eros'u yaşatabilmek için ruh eşlerine kırmızı bir iple bağlı oldukları bir evrende iplerin büyülü olmadığı ve kendilerini kısıtlamaktan asıl ruh eşlerine ulaşmalarına engel olmaktan başka bir işe yaramadığını savunan bir karakterdir.Walker'ın başından geçenlerden sonra diğer insanları da zehiri ile zehirlemesinden korkan Eros'un gardiyanları kendisinin peşine düşerler ve Dünya'da devriye gezmeye başlarlar tam 8 yılın ardından bu olay gardiyanlar tarafından unutulur,içlerinden bazıları Dünya'da kalmayı seçsede çoğu tanrıların katına geri uçarlar.Olimpos'a gardiyanların geri dönmesinin hemen ardından Walker'ın kapısında Oliver adlı bir muhabir belirir ve kendisiyle bir röportaj yapamazsa işinden olacağını dile getirir Walker başta Oliver'a yardım etmeyi reddetsede sonrasında röportaj işini kabul eder ve konuşmalarıyla Oliver'ında aklını karıştırmaya onu düzene karşı düşünmeye teşvik eder.
All Rights Reserved
#32
yaratıklar
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Katman :1451( Düzenleniyor)
  • KIZIL GECE
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!
  • FIRTINA ZAMANI
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}
  • KORDELYA
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • Kanlı Lordun Gelini
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ(canavarların şafağı)+18

​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

More details
WpActionLinkContent Guidelines