Ateş.. Karanlık, yalnız, kıpırtısız yolumda bana ateşiyle ışık yaktı. Işığını benimle bölüştü, bana ışığından hediye etti. Bende kıpırtı yarattı. Benim yalnızlığımı aldı. Ama, bir kere yanıldı...
"Ben hep yalnızdım Ateş," diye başladım. "hep karanlıktaydım, hep duygusuzluktaydım. Ve her zaman da öyle olucak. Ateşini beni ısıtmak için kullanma, çünkü ben hissizleşmişim ve ısınamayacğım. Sense, hep sıcak kal. Benim seninle soğuğumu paylaşmama izin verme. Çünkü sen soğuğu hakk etmiyorsun." Kendimi dolu ve kızarmış gözlerimle ifade ettim.
"Sen hep yalnız, hep karanlıkta, hep duygusuzlukta ola bilirsin Liya'm. Ama artık yolunda bir ateş var tamam mı? Ve o ateş seni ısıtacak. Ve her zaman kazanarsın ya, bu iddiayı kayb edeceksin. Çünkü yoluna çıkmamak üzere bir ateş girmiştir. Bu da sana Ateş sözü." Dedi ellerimi bırakmadan.
Keşke, keşke kayb etseydim de, yolun sonuna kadar Ateş'imle olurdum. Ama hayat kıskanırmış.. Ve kıskanınca da ceza verirmiş.
Fakat bu acı benim taşıyacağım boyutdan değildi, Ateş'im. Benim ateşim sönmüş artık bende sönmeliyim değil mi..?
*
Liya ile Ateş'in sıcak aşkının soğuk kışla bitmesi hikayesi.
Seluruh Hak Cipta Dilindungi Undang-Undang