Gündüz adaleti savunan bir savcı... Gece adaleti kendi elleriyle sağlayan bir katil...
Aziz Yiğit Safir, hukuk sisteminin kokuşmuş köşelerinde dolaşan, suçluları yargılayan saygın bir savcı. Gün boyunca dosyaları inceler, delilleri tartar, mahkeme salonlarında adaletin sesi olmaya çalışır. Ama geceler... Geceler ona başka bir yüz taktırır. Çünkü bazı suçlar mahkeme salonlarında değil, karanlığın içinde yargılanmalıdır.
O, sadece yasaların görmezden geldiği suçluları seçer. Onun mahkemesinde temyiz hakkı yoktur. Ve verdiği her karar, kanla mühürlenir.
Fakat hiçbir sır sonsuza dek saklı kalmaz. Bir gün, peşine düştüğü gölgeler, kendi gölgesine dönüşür. Av ve avcı arasındaki çizgi giderek incelirken, Aziz'in içindeki dürtü onu daha derine çeker.
Peki, gerçekten adaletin terazisini elinde tutan o mudur? Yoksa çoktan suçun kendisine mi dönüşmüştür?
"Dürtü", adaletin bittiği yerde başlayan bir hesaplaşmanın, vicdan ve karanlık arasında sıkışmış bir ruhun hikayesini anlatıyor. Gün ışığının aydınlatamadığı yerlerde adalet neye benzer? Ve en önemlisi, bu hikâyenin sonunda gerçekten masum biri var mı?
All Rights Reserved