Güneş Ve Ay

Güneş Ve Ay

  • WpView
    Reads 421
  • WpVote
    Votes 47
  • WpPart
    Parts 4
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Thu, May 14, 2015
Ben Prenses Miranda Eos. Işık Krallığının tek velihatı ve lanetlenmiş tek prensesi. Ailem lanetlenmediğimi düşünmesede ben bunu bir kehanet değil lanet olduğunu düşünüyordum. Kehanettinde ne olduğunu bilmiyorum. Babam Kral Edwin annem Kraliçe Elizabeth kehanetle ilgili hiç konuşmadılar. Halktan duyduğum kulaktan dolma şeylerle 20 yıl yaşadım. Doğduğum gün güneş ışık kırallığını kurutacak şekilde yeryüzüne vurmuş. Kehanet duvarları Çan çalmaya başlamış. Bir bilge saraya doğduğum odaya girmiş. Orda ne oldu bilmiyorum doğduğum anda yüzüme sihirli bir maske yerleştirilmiş ve ben o siyah yüzümü gizleyen maskeyle 20.yaşıma kadar yaşamak zorundaydım. Yarın taç giyme törenimden önce kaybolacak. Kehanet benim lanetim oldu bu zamana kadar. Birkaç iyi yönü vardı. Sihir, havayı kontrol edebiliyordum. En sevdiğim yeteneğimse iyileştirme gücümdü. Hasta halsiz insanları sağlıklarına kavuştura biliyordum benim için lanetin iyi yönü buydu sadece. Yarın büyük bir gün olacak...
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Katman :1451( Düzenleniyor) (+18)
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ +18-Tamamlandı-
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}
  • FIRTINA ZAMANI
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!
  • Kanlı Lordun Gelini
  • KORDELYA
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım
  • KIZIL GECE
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)

İlk Yayın Tarihi: 9 Şubat 2026 ​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

More details
WpActionLinkContent Guidelines