Siyahın Dansı

Siyahın Dansı

  • WpView
    LECTURAS 58
  • WpVote
    Votos 5
  • WpPart
    Partes 1
WpMetadataReadContinúa
WpMetadataNoticeÚltima publicación mar, may 5, 2015
Elini belime yerleştirdiğinde bacaklarımı kırıp bir çırpıda zıpladım. Havada bir tur attırıp narince yere bıraktığında salonu alkış sesleri doldurmuştu. Yavaşça eğilerek selam verdik. Tiz adımlarla kulise doğru ilerledim. Duvara yaslanmış olan kırmızı koltuğa oturup uzunca bedenime baktım. Bu hale gelmek için yıllarca uğraşmıştım. Spor salonlarını alt üst etmiştim, gecemi gündüzüme karıştırmıştım, neredeyse yemek yemez olmuştum ama olmuştu işte. Tanrıya şükür hayallerimi gerçekleştirmiştim. Fakat hayallerim dışında olan şuydu ki, bir pembe kuğu olamamıştım. Ben yalnızca siyahın sonsuzluğunda dans eden bir kelebek olabilmiştim... Bu hikaye 05.05.2015 tarihinde yazılmaya başlanmıştır.
Todos los derechos reservados
Únete a la comunidad narrativa más grandeObtén recomendaciones personalizadas de historias, guarda tus favoritas en tu biblioteca, y comenta y vota para hacer crecer tu comunidad.
Illustration

Quizás también te guste

  • Laura Gercek ailem (Karanlik aşk)
  • FERAYE | NEFRETTEN AŞKA
  • ULAŞAMIYORUM/TEXTİNG
  • HEKİMOĞLU | Köy - Zoraki Evlilik
  • Halısaha |texting
  • Sessiz Yemin
  • Karven
  • AŞİRET Mİ!? -Gerçek Ailem-
  • Vatan Uğruna

Laura Gercak ailem (Karanlik aşk) kitabında hem Gerçek ailme konulu sonlara dogru ise mafya kocamiz da gelecek buna göre okuyun. Kesit. Hiç durmadan koşuyordum. Ciğerlerim yırtılırcasına yanıyor, göğüs kafesime iğneler batıyordu. Ağaçların silueti, tepemdeki ay ışığı altında bir hayalet ordusu gibi uzayıp gidiyordu. Ara ara omuzumun üzerinden arkama bakıyor, peşimden gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Bu sefer... bu sefer beni gerçekten öldürürlerdi. ​Kimden kaçtığımı merak ediyorsanız, babadan kaçıyordum. ​Ben Laura Yel, 16 yaşındayım. "Baba" dediğim kişi, Mithat Yel. Maalesef ona gönül rahatlığıyla babam diyemiyorum, çünkü o bana hiç öyle davranmadı. O, beni suskunluğa mahkûm etti. ​Keşke her şey sadece suskunlukla bitseydi. Bin bir türlü işkence, rutubetli karanlık odalar ve... en önemlisi sol bileğimin hemen yukarısındaki büyük yara. O yara, içimdeki küçük ışığı tamamen söndüren, acı bir hatıraydı. Onu, daha on yaşımdayken duvara bir güneş resmi çizdiğim için yapmıştı. Masum bir çizim için beni sandalyeye bağlayıp, o yarayı bileğime kazımıştı. Yarağın nasıl bir şey olduğunu, neyi temsil ettiğini daha sonra detaylı bir şekilde anlatırım. ​O yaradan sonra ne olursa olsun tek kelime etmedim. İşkencelerinde çığlık atmadım, yalvarmadım. Daha küçük yaşta büyümek, sessiz ve dayanıklı olmak zorunda kaldım.

Más detalles
WpActionLinkPautas de Contenido