
... "Hadi mumlar sönecek şimdi dilek dile ve üfle!" gülerek başını iki yana salladı. " O dediğin saçma şeyi yapmayacağım" deyince kaşlarımı çattım hızla. "Ne demek yapmayacağım? Neden üflemeyeceksin?" "Üfleyeceğim ama o dilek işini unut. Saçmalık!" " Tabi ki dileyip üfleyeceksin!" " Hayır yapmayacağım" "Çağan delirtme insanı tut çabuk dileğini!" " Hayır batıl inanç bu!" " Çağan tut şu dileği!" "Hayır" "Çağan!" "Efendim Karsu?" Sinirlerimle oynarken bundan zevk alıyormuş gibi bir hâli vardı. " Eğer dilek tutmazsan Alp ile görüşmeye devam ederim" gözü seğirmeye başlamış ama sakin tavrından ödün vermemişti. "Bunu yapmayacağını ikimizde biliyoruz. Ve mumlarım sönecek çek şu elini. Üfleyeceğim!" Dediğinde delirmek üzereydim. "Dilek tut, çekeceğim elimi !" Başını iki yana salladı. "Hiç bir güç bana onu yaptıramaz-" "Dilek tutarsan seni öperim!" Bir anda dudaklarımdan çıkan şeyle ne halt ettiğimi anlamam birkaç saniyemi almıştı. "Siktir etsene!" Elimi hızla çekip gözlerini kısa bir anlığına kapatıp tekrar açtı. Gözlerini gözlerimden ayırmadan konuştu." Umarım dileğim bir an önce gerçekleşir" deyip iki pastada ki mumları da üflemişti. Derin bir nefes alıp kuzguni siyah hareleri beni göz hapsine almıştı." Ben yapmam gerekeni yaptım sıra sende." Dediğin de sertçe yutkunmuştum. Ne yani öpmem karşılığında mı mumları üflemişti?Tutti i diritti riservati