Sümeyra Karahan o sabah okul kapısından içeri adım attığında güneş yeni yeni yükseliyordu. Gökyüzü griyle mavi arasında asılı kalmış gibiydi; ne tam aydınlık, ne de tam karanlık. İstanbul'un kıyıda kalmış, biraz unutulmuş bir mahallesinde görev yaptığı ilkokulun bahçesi çocuk sesleriyle yankılanıyordu. Fakat o seslerin içinde biri, diğerlerinden eksikti. Daha sessiz, daha silik... Sınıf listesine göre yedi yaşında olan Sude Acar, bahçenin köşesinde tek başına duruyordu. Gözleri yerlerde, sırtında biraz büyük gelen bir okul çantası, elleriyle defterini sıkıca kavramıştı. Yüzü yaşına göre fazlaca ciddiydi.
More details