Zeradia Efsanesi

Zeradia Efsanesi

  • WpView
    Reads 198
  • WpVote
    Votes 11
  • WpPart
    Parts 14
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sat, Jan 3, 2026
Nükleer Patlamada Hayatta Kalmak Mümkün mü? Gerçekçi olmak gerekirse, böyle bir patlamadan sağ çıkmak neredeyse imkânsız. Ama bu hikâyede imkânsızlıklar başrolde. Dünya savaşlarla tükenmiş, insanlar sadece hayatta kalmaya odaklanmıştı. Derken "ölümcül deprem" olarak adlandırılan bir olay, tüm silahları harekete geçirdi ve dünya yok oldu. Depremden hemen önce Amazon Ormanları'na geziye çıkan bir grup, patlama anına orada yakalandı. Gazla bayıldılar ama saatler sonra uyandıklarında hâlâ yaşıyorlardı. Orman, mor ağaçları ve siyah sularıyla bambaşka bir hâl almıştı. Dış dünya ise tamamen yok olmuştu. Her ülke 5000 kişilik sığınaklar kurmuştu ama deprem nedeniyle herkes içeri girememişti. 50 yıl süren nükleer etkinin ilk yılları ölümcüldü, sonra etkisi azaldı. Ormanda hayatta kalanlar, sihirli ağaçlar sayesinde zarar görmedi. Zamanla bu insanlar uzun ömürlü ve özel yeteneklere sahip oldu. Sığınaktakilerse 50 yıl sonra yüzeye çıktı ve krallık düzeniyle yaşamaya başladı. Bir ülke hariç...
All Rights Reserved
#304
saray
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • SİYAHIN BEYAZI ( ARA VERİLDİ)
  • HER KİMSEN
  •  ABİLERİM Mİ?
  • DELİ YÜZBAŞI (+21)
  • Gerçek Ailem~ Eliz
  • Cemre Karadeniz'e Düşerse/GERÇEK AILEM
  • KURTBEY
  • ISSIZ ADA (+18)
  • Aile Sırları

Miray Aras, hastanenin yoğun kokusu ve telaşlı kalabalığı arasında, beyaz önlüğünün eteklerini uçuşturarak odasına doğru ilerliyordu. Uzun bir nöbetin yorgunluğu omuzlarına binmişti ki, genç bir hemşire nefes nefese yanına yaklaştı. "Miray Hocam, Başhekim Murat Hoca sizi odasında bekliyor. Önemli olduğunu söyledi," dedi hemşire. Miray, yorgunluğunu bir kenara itip rotasını başhekimliğe çevirdi. Murat Bey disiplinli bir adamdı; eğer çağırıyorsa bu ya yeni bir vaka ya da ciddi bir durum demekti. Koridorun sonundaki kapının önüne geldiğinde duraksadı, üzerini düzeltti ve kapıyı sertçe çaldı. İçeri girdiğinde çalışma masasının önünde, her zamanki profesyonel duruşuyla dikildi. Gözleri masanın önündeki boş koltuklara kaydı, ardından Murat Bey'in koltuğuna baktı. Koltuk arkası dönük duruyordu. Murat Hoca'nın orada olduğunu düşünerek hafifçe boğazını temizledi: "Buyurun hocam, beni çağırmışsınız?" Koltuk yavaşça, gıcırdayarak öne doğru döndü. Ancak Miray'ın karşısında görmeyi beklediği babacan Başhekim yoktu. Onun yerine, pahalı takım elbisesi içinde oldukça genç, keskin hatlı ve fazlasıyla yakışıklı bir adam oturuyordu. Adamın yüzünde, zafer kazanmışçasına kibirli bir gülümseme yayıldı. Miray kaşlarını çatarak bir adım geri gitti. "Siz kimsiniz? Murat Hoca nerede?" Genç adam, sanki karşısındaki şaşkınlıktan keyif alıyormuş gibi arkasına yaslandı. Bakışları Miray'ı tepeden tırnağa süzdü. "Murat Hoca yok, ben varım," dedi sesi buz gibi bir özgüvenle. Ardından tek kaşını kaldırarak ekledi: "Abin Civan Mirhanoğlu. Sonunda tanıştık ha, kardeşim?" Miray olduğu yerde donup kaldı. Beyni bu cümleyi idrak etmekte zorlanıyor, hastanenin uğultusu kulaklarında kesiliyordu. Sonradan düzenlenecektir!

More details
WpActionLinkContent Guidelines