Beklenen sen miydin yada bekleyen ben miydim bilmiyorum ama aklımdan ve yüreğimden çıkmayan sendin.. Başımı yere eğip düşmeden yürümeye çalışma sebebim, yine sen... Evet sendin beklediğim belki değil belli ki sendin , manevi aşkı bulmak için dayanacağım güç , kuvvet bulacağım kişi ,sadece sendin .. 25 yıl ... Evet koskoca 25 yıl kim bilir kaç kez karşılaştık fakat sadece "Kader" saatimiz çaldığı zaman gördük birbirimizi ..
"Eveet , yine aynı his. Buradasın biliyorum." diye fısıldadım kendi kendime. Arkadaşlarım önümden yürürken yerdeki başımı kaldırıp insanlara baktım ..Herkes kendi halinde yürüyordu, ben hariç. Ben -ki bazen deli olduğumu düşünmedim değil- yine her zamanki gibi hissediyorum, buralarda bir yerlerdesin. Belki de daha yakınımda , kalbimdesin... Ve tabii ki bu romantizm dolu düşüncelerim arkadaşlarımın beni yanına çekip "iştee, Galata kulesii" demesiyle son buldu.. Seni yine bir gün bulmak dileğiyle..
Hayatın ne getireceğini hiçkimse bilemezdi.
Yüzleştiği ihanetin sonucunda yıllarını içeride yitirmiş bir adam özgürlüğüne kavuştuğunda karşılaşacağı sürprizden habersizdi. Yıllar ondan birçok şey götürdüğünü düşünüyordu: neşesini,inancını ve merhametini. Peki gerçekten öyle miydi, karşılaştığı manzaraya kayıtsız kalabilecek miydi?
"Nasıl? Nasıl yani?" konuşurken kekelememe engel olamamıştım. Duyduklarım karşısında vücudumdaki bütün kanın çekildiğini hissediyordum.
Ben hâla duyduklarımı anlamlandırmaya çalışırken karşı tarafta polis memurunun her şeyin kontrol altında olduğunu hissettirmeye çalışan konuşması devam ediyordu.
"Kendisi ekiplerimiz tarafından karakol civarında bulundu. Üzerinde telefon numaranızın bulunduğu mektup sayesinde sizlere ulaştık. Şu an karakolumuzda, durumu iyi. Uygunsanız gelip teslim alabilirsiniz."