YULA
  • WpView
    Reads 297
  • WpVote
    Votes 157
  • WpPart
    Parts 13
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Tue, Sep 30, 2025
Benim rüya tanımım başkalarının rüyalarında gezmekti. Bu denklemde gördüklerim benim rüyalarım mıydı yoksa başkalarının rüyalarında yaşattıklarım mıydı? Ben insanların rüyalarına girip zihinlerini istediğim yöne çevirebiliyordum. // Bugünü diğer günlerden farklı yapan bir şey vardı ve o şey bana doğru yaklaşıyordu. İçine yıldızları sığdırmış karanlık bir erkek silüetiydi. Farkında olmadan ona yaklaştığım esnada kollarını açmış adımlamaya devam ediyordu. Düşündüğüm tek şey onunla bütün olmaktı. Mıknatıs gibi ona çekiliyordum. Benim göz yakacak aydınlığım onun karanlığındaki yıldızlar ile buluşmak üzereydi. Kollarım boynuna uzanırken aydınlığımın onun karanlığını yutabilme ihtimalini düşündüm. Belki de tam tersi olacak ve o beni karanlığına hapsedecekti. İkisi de olmadı. Derin bir sessizlik vardı. Bu sessizliğin sesini dinlemeye koyuldum fakat hissettiğim şey saf huzur ve derin bir meraktı. "Kimsin sen?"dedim, belimde ve sırtımda hissettiğim ellerin baskısı arttı. "Ben senin sonunum."
All Rights Reserved
#70
bilinçaltı
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Katman :1451( Düzenleniyor) (+18)
  • FIRTINA ZAMANI
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!
  • Kanlı Lordun Gelini
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım
  • KIZIL GECE
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}
  • KORDELYA
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ +18-Tamamlandı-

İlk Yayın Tarihi: 9 Şubat 2026 ​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

More details
WpActionLinkContent Guidelines