KÜL
  • WpView
    Reads 1,110
  • WpVote
    Votes 91
  • WpPart
    Parts 12
WpMetadataReadComplete Mon, Feb 13, 2017
Eskiden yazarken bu kadar zorlanmazdım. Önümde bir kağıt bir kalem olması yeterliydi. Zaman geçtikçe insan hissizleşiyor, önceden elinde kımıldattığın kalem bile onu hatırlatıp satırlara dökülürken zamanla duyduğun en duygusal şarkı bile anlamını yitiriyor. Unutmak mı bu yoksa ağır ağır vazgeçmek mi? İçinde uçuşan o kelebekler öncesinde tatlı bir ağrıya sebep olurken zamanla kalbinde bir bıçak yarasına dönüyor. Kelebeğin ömrü bir gün derler ya hani aslında bu birazda sana bağlı değil midir? Sen kendi kelebeğini kaç günde, haftada, ayda yada yılda öldürürdün. Gerçekten sevdiğinden kolay vazgeçebilir miydin? Benim kelebeklerim öldü, ruhum onları yeniden canlandıracak, yarayı kapatacak değil kökten saracak bir kahraman arıyor. Artık umutsuzluğa kapılıp beklemeyi bıraksamda biliyorum bir gün bu hikayeninde esas oğlanı gelecek ve artık bende mutlu sona ulaşacağım...
All Rights Reserved
#3
biraşkhikayesi
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • ●SiRAYET🌹●    (Bade Mahallesi)
  • KARANLIĞA TESLİM: 5 Milyonluk Esaret (+18)
  • BOZRA +18
  • Müvekkilim bey| texting
  • Her Şey Para İçin!
  • GÜLÇEHRE
  • İmzasız Hisler +18
  • MALKOÇOĞLU
  • Sevdalı Ağa
  • Yaz Soğuğu | Texting

Akın, dalgınlıkla bahçe kapısından geçip evine doğru yürürken erik ağacına tünemiş bir karaltı fark etti. Akşamın is gibi çöreklendiği gökyüzü kızılımsı hoş bir alacaya dönüştüğünden, ağacın dallarında sinsi sinsi gezenin kim olduğunu bir türlü net göremedi. Çelimsiz bedenin ebatına bakıp içinden, "Hırsız falan olmasın sakın?" Dedi. Daha erikler buğday tanesi kadar bile büyümemişken kim, ne diye erik ağacına musallat olurdu ki? Kesinlikle ya bir hırsız ya da şanlı mesleğinin kazandırdığı uğursuz bir düşmandı. Uzaktan seçemediği için mesleğinin getirisi olan hayalet adımlarla ağacın altına yürüdü. Yüksek ve kalın sesiyle, "Lan! S..." Diyecekken kollarına, hatta kucağına aniden bir şey düştü. "Sen kimsin?" Bile diyememişti. Polis Amiri Akın Avcı, gökten herkese üç elma düşecek olsa kendi payına düşenin bir kız olacağını hiç tahmin etmezdi. Ta ki dakikalar öncesinde, olaylı geçen gündüzünden dolayı "Daha da bir şey olmaz," dediği akşamına kadar... Kucağına düşen bir meyve değildi. Zannettiği gibi hırsız, uğursuz ya da düşman da değildi. Bir kızdı! Üstelik ortak bahçeyi paylaştıkları hemen yan evde ikamet eden, babasının göz bebeği komşu kızıydı! Tam o esnada bahçe kapısından içeri giren babalar, dış ışıkların aydınlattığı bahçede alt alta üst üste gördükleri evlatlarıyla şoke oldular. Aile büyüklerinin ve hemen arkalarında bekleşen mahalledeki dedikoducu kadınların tanık olduğu çok absürt bir andı. Kadınlar kazanlarını iki genç için boş laflarla kaynatırlarken sizce onlara ne olacaktı? Evden çıkma yasağı mı, yoksa nikah mı?

More details
WpActionLinkContent Guidelines