Çığlık... bazen sessizdir.
Ve bazen gülümseyerek atılır.
Saflığını korumaya çalışırken, her defasında derin yaralar almak zorunda kalan Efsun Yiğiter... Tesadüfen tanık olduğu cinayet sayesinde hayatına giren insanların, ondan saflığını ve hatta canını alacağını nereden bilebilirdi ki? Efsun yaşamak için direnirken, Azem'in onu öldürme düşüncesiyle yüzleşmeye çalıştığını; asıl katilinin ailesi olacağını nereden bilebilirdi ki? Aşık olduğu adamın karanlık dünyasına güneş olmuşken, öğrendiği gerçeklerle kendi ışığını kaybedeceğini nereden bilebilirdi ki? Azem Payaslı, Afitab'ının sessiz çığlıklarını duymaya çalışırken; gözden kaçırdığı çığlıkları, onun gülüşünde sakladığını nereden bilebilirdi ki?
- Beni öldürecek misin?
- Seni öldürmeyeceğim, Efsun!
Boğazım yanarken, gözlerim kapanmak üzereydi. Alamadığım nefes beni boğuyordu. Beni öldürüyordu!
"Seni öldürmeyeceğim!" sesi yankılandı beynimde. Öldürmeyecekti beni, öyle demişti.
Yalan mı söyledi?
Aptalsın Efsun, aptal! Celladına güvenen tek aptal sensin!
Son bir güçle gözlerimi onun gözlerine çevirdim. Akan yaşlara inat, açık tuttum gözlerimi. Son nefesimi vermek üzereydim. Son gördüğüm şey, celladımın gözleri olacaktı...
Celladımın kana bulanmış siyah hareleri...
All Rights Reserved