Bazı aşklar beyaz bir sayfayla başlar...
Ama bu hikâyede mürekkep hep siyahtı.
Sude, hayata fazla inanan bir kızdı. Masumiyeti ne saflıktandı ne de cehaletten. İnandığı şey, kalbinin hâlâ temiz kalabileceğiydi.
Aras ise...
Onun kalbinde geçmişin yankısı vardı. Gri gözlerinde neyin doğru, neyin yalan olduğunu ayırt edemeyen bir yalnızlık saklıydı.
İlk kez bir sahafın tozlu raflarında karşılaştılar.
Göz göze geldiler ama birbirlerine isimlerini bile söylemeden dağıldılar.
Bu bir tanışma değildi.
Bu, kaderin ilk fısıltısıydı.
Sonra...
Üniversitenin kalabalık koridorlarında yeniden kesişti yolları.
Sude, onu tanımadığını sanıyordu.
Aras, onu çoktan çözmüştü.
Çünkü onun görevi Sude'yi korumak değildi.
İzlemekti.
Ve gerektiğinde... yok etmek.
Ama kalp, görev tanımazdı.
İstanbul'un arka sokaklarında başlayan bu hikâye;
bir kitapla açıldı,
bir notla derinleşti,
ve bir sırrın gölgesinde aşkı imkânsız kıldı.
"Sen beni hiç tanımadın Sude..."
"Ama gözlerin her şeyi gördü."
All Rights Reserved