TURUNCU EV 🍊🏡

TURUNCU EV 🍊🏡

  • WpView
    Reads 48
  • WpVote
    Votes 5
  • WpPart
    Parts 2
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Fri, Apr 24, 2026
Ben çiçektim. Köklerim benden sökülmüştü. Hoyrat bir rüzgâr, beni oradan oraya savuruyordu. Tutunacak bir yerim yoktu. Ait olduğum bir toprak da. Bir çiçek, kökleri olmadan yaşayabilir mi? Yaşarım sanıyordum. Ta ki onu görene kadar. Onun adı Toprak'tı. Onu ilk gördüğüm an anladım: Beni savurduğunu sandığım o hoyrat rüzgâr, aslında beni ona doğru sürüklüyordu. Bu kader değil de neydi? O bana toprak olacaktı. Ben ona çiçek. Ve belki de ilk kez, ikimiz de birbirimize ev olacaktık. Ama kimse bana şunu söylememişti: Her toprak, çiçeği yaşatmaz. Bazı topraklar... çiçeği büyütmeden önce köklerinden sökmeyi öğretir. Ve bazı hikâyeler vardır- başladığı anda bittiğini fısıldar. Yine de yaşarsın. Çünkü insan, en çok canını acıtacak olana inanır. Toprak gider, çiçek kalır. Ama her çiçek, en çok toprağına aittir. 🍊
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • 𝖢𝖠𝖭𝖧𝖨𝖱𝖠Ş •𝖣İ𝖫𝖣𝖠𝖱•(AŞİRET +18) DÜZENLENİYOR....
  • LANETİN VARİSİ (Livay)
  • Kanla Mühürlenen Bağ
  • Durağan Zamanın Kiracısı
  • Adam Ol
  • KUYU (+18)
  • İLK ÖPÜCÜK || TEXT
  • ÇAKMA MAFYA//TEXTİNG
  • Nazar Eyle
  • diğer yarımım.

"O silahı elinden indir!" dediğimde, yan duran vücudunu ağır ağır bana doğru çevirdi ama o silah abimin alnına daha da bastırıldı. Yüzündeki sinsi tebessüm meydandaki herkesin yüreğini sıkıştırıyordu. "Yoksa?" diye soruşu, meydandaki bütün insanları endişelendirmeye yeterdi. Kalabalığın nefesi bir anlığına tutulmuş gibiydi. Çenemi herkesin inadına dikleştirip, gözlerimi onunkilere kilitledim. "Yoksa sana yemin olsun! Bu meydanı kanınla yıkarım!" diye bağırdım. Sözlerim gökyüzüne çarpıp geri indi, meydanda taş kesilmiş onlarca insanın üzerinde yankılandı. "Efsun!" diyen abime bakmadım. Gözlerim, kanla kaplanmış yüzüne kayacak olursa gardımın düşeceğini biliyordum. Onun bitap nefesi bile içimdeki öfkenin dengesini bozabilirdi. "Demek kanım ile yıkarsın ha!" dediğinde, fısıltısı bile meydanı inletti. Sanki rüzgar, sesi alıp bütün taş sokaklara taşıdı. Kalabalık tek bir ağızdan derin bir nefes aldı, kimse kıpırdamaya cesaret edemedi. "Azad ağa, yaparım bilirsin! Bu seni ilk vuruşum olmaz!" deyişimin ardından kaşları çatıldı. Çelik gibi bakan gözleri bir anlığına karardı. O an kalabalıktan birkaç kişi korkuyla geriye doğru koştu; ayak sesleri taş zeminde yankılandı. Koskoca Mardin! Her taşında kanın, her sokağında intikamın yankılandığı o şehir... En iyi o bilirdi; yıllar önce nasıl AZAD KARAASLAN'ı gözümü bile kırpmadan vurduğumu. O gün güneş batmamıştı sanki, Mardin yasa bürünürken Diyarbakır'da zılgıtlar eşliğinde birçok kapıda düğün yapılmıştı. Gözyaşı ile kahkaha aynı anda yükselmişti gökyüzüne. Ben, EFSUN ŞANLI... Yıllar önce babamın kanını akıtan adamın kanını bu meydanda dökmüştüm. Zerre korkmadan, zerre aşkımı aklıma getirmeden. O an kalbimde ne kadınlık ne merhamet kalmıştı; sadece intikamın soğuk ve keskin tadı vardı.

More details
WpActionLinkContent Guidelines