Yaşamak Ölmektir

Yaşamak Ölmektir

  • WpView
    Reads 1
  • WpVote
    Votes 0
  • WpPart
    Parts 5
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Wed, Apr 16, 2025
WpInfo
Fiction
Romance
Kalbinin attığını nasıl anlarsın? Neyin seni hayatta tuttuğunu... neyin yaşadığını fısıldadığını nasıl bilirsin? Bilmiyorsun. Çünkü biz hiç öğrenemedik. Kalbi aşkla, sevgiyle ya da heyecanla değil; korkuyla atan çocuklardık biz. Gece yastığa başını koyduğunda "yarına uyanabilecek miyim?" diye düşünen çocuklar... Güzel oyuncaklar değil, güzel bir hayat isteyen çocuklardık. Dilek tutarken bile fazla hayal kurmaktan korkanlardık. Bizim hikâyemiz ne masallarda vardı, ne de kitapların mutlu sonlarında. Bizim hikâyemiz suskun sokaklarda kaldı, çatlamış avuçlarımızda, aç karınlarımızda, yarım kalan uykularımızda... Okulu, oyunları, çocukluğu erken bırakıp, sırtımıza hayatı yükledik. Bu hikâye benim değil. Bu, senin hikâyen. Bizim hikâyemiz. Elindeki son parayla bir şişe su alırken tereddüt eden çocuğun, yaşamak için hayallerini askıya asan, "büyüme"yi çocuklukla değil, acıyla öğrenen çocukların hikâyesi bu. Pis sokaklarda büyüyüp temiz kalmaya çalışan ama her geçen gün biraz daha kirlenen çocukların...
All Rights Reserved
#331
isyan
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • AZE
  • NEVBAHAR (Düzenlenecek)
  • RUH-U REVAN
  • SİCİLYA MATRİSİ | Yarı Texting
  • KARA HARP Mİ? (YARI TEXTİNG)
  • ASENA
  • Doktor Neyi İtiraf Edecek Hemşire Hanım?| Yarı Text
  • Karadeniz'in Kızı (Gerçek Ailem) - DÜZENLENECEK!
  • Gözler Aynı Sen
AZE

PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.

More details
WpActionLinkContent Guidelines