"Zamanı geldiğinde her kes kendi gerçek yüzünü belli eder dediğinde bunu beni alıştırmak için söylediğini bilmiyordum. Kayb etdim Aras, evet, ama ben hisslerimle olan savaşımda kayb etdim. Yalnız sen beni bir ömür boyu kayb etdin."
Gözlerime bakmıyordu, ne kadar istesemde bir kez bile olsun kafasını kaldırıp bakmıyordu. Onun ellerindeki kelepçeler benim canımı yakıyordu. Aptaldım hem de çok, beni sırtımdan vuran birini sevecek kadar. İstedim, son kez bile olsa hayat dolu gözlerle gözlerime baksın istedim. Ama nafile, ne yazık ki dışıma yansayan öfkem, içimdeki sevgiden fazlaydı...
"H-hazal..."
Duyduğum sesle titrediğimi hiss etdim. Titrek sesle adımı söylemesi içimi parçalamıştı "çilli" dememişti ya da "Hazalım" dememişti, doğrudan ismimi söylemişti. Hayır, böyle olmamalıydı, üzülmemeliydim. Yavaştan başını kaldırıp boş gözlerle bana baktı. "kayb etmedin Hazal, sen kayb etmedin, sana olan hisslerim hep gerçekti, rol yapmadım Hazal. Sana daha öncede dedim, ben kaderimi kendim yazarım ve bir gün sana yenileceğimi bile bile girdim bu oyuna, sonunu bildiğim halde. Kayb eden benim, haklısın seni kayb etdim, ama hayatımda hiç bir şey sana olan hisslerim kadar gerçek olmadı. Elveda Hazalım"
Bitmişti, her şey son bulmuştu. Ben yine her şeyin başladığı noktaya geri dönmüştüm..
All Rights Reserved