Yananlar ve Yılanlar

Yananlar ve Yılanlar

  • WpView
    Reads 22
  • WpVote
    Votes 2
  • WpPart
    Parts 3
WpMetadataReadMatureOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sat, Jul 26, 2025
"Gecenin on üçüncü saati geldiğinde, gözlerin kararacak. Çünkü içindeki ışık sana ait değil. O ödünç alındı. Kimin verdiğini hatırlamıyorsun... ama kime borçlu olduğunu öğreneceksin. Bu borç, yalnızca kanla ödenir. Sakın aldanma, Viella. Altın benzeri parıldayan her şey kutsal değildir. Bazen ışığın arkasına gizlenen karanlık, en eski olandır. Ve sen onun içinden yürümek zorundasın. Korkma, karanlık seni boğmak için değil, seni tanımak için var. Sen kimin kızı olduğunu henüz bilmiyorsun." "Ne diyorsun sen?" diye sordum fısıltıyla. "Na-Nasıl yani?" Kadın gözlerini kıstı. Bir anlığına yüzü soldu, bir hüzün aktı ifadesine. Sonra yavaşça, neredeyse bir dua okur gibi konuştu: "Sen, Unutanların soyundansın. Unutulanların değil. Sana yüklenen mühür, yalnızca seni korumak için değil seni gizlemek içindi. Ama kehanetler susmaz, Viella. Her şeyin bir bedeli var. Bir gün, kehanetin adını söyleyecek biriyle karşılaşacaksın. O isim seni ya sonsuza kadar kurtaracak, ya da tamamen tüketecek."
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Katman :1451( Düzenleniyor)
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • Kanlı Lordun Gelini
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ(canavarların şafağı)+18
  • FIRTINA ZAMANI
  • KIZIL GECE
  • KORDELYA
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}

​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

More details
WpActionLinkContent Guidelines