Delmar'ın hikâyesi, ihanet, kayıp ve doğaüstü bir yeniden doğuşun çarpıcı bir anlatımı. Uçurumun kenarında, en yakın dostunun soğuk nefesi ve bıçağıyla yüzleşen Delmar, yalnızca bir savaşçı değil, aynı zamanda tanrısal bir öfkenin zincire vurulmuş taşıyıcısıdır. Gözlerindeki güç, dostlarını bir zamanlar hem büyülemiş hem de korkutmuştur; ama bu güç, onu kurtarmaya yetmez. İhanetin keskin darbesiyle denize savrulurken, ölümün kolları yerine karanlık bir mühür onu yutar. Bilinmeyen bir âlemde, mor ve altınla dokunmuş bir gökyüzünün altında uyanır; bedeni, damarlarında akan yeni bir güçle titrer. Bu yer, ne rüya ne de cehennemdir; Delmar'ı çağıran, ona hem lütuf hem lanet sunan bir başlangıçtır. Rüzgârın fısıltılarıyla adım atan Delmar, ölümün reddettiği bir ruh olarak, kendi kaderini ya da lanetini aramaya başlar. Bu hikâye, insan ruhunun kırılganlığını, ihanetin yakıcılığını ve bilinmeyenin çağırısını epik bir şekilde dokuyan, gizem ve gerilimle dolu bir destandır.
Todos os Direitos Reservados