Zahir olan bir gerçek vardı: Güç, yalnızca görünende değil, görülmeyende saklıydı.
Aynı masadaydık. Bu sefer aynı sahada değil de karşı karşıya bir savaş içinde hayatta kalmaya çalışıyor gibiydik. Sessiz ama birbiriyle savaşan iki çift göz, derin bir sessizlik içindeydi. Zahir, hiç görmediğim kadar sessiz ve tedirgindi.
İşte burası Zahir'in tam kalbi. Ya bu savaşı kazanıp ipleri elime alacaktım ya da olan her şeyi ona bırakıp neyi kazanıp kaybettiğimi kendi gözlerimle görecektim. Yüzde elli ölme şansım vardı. Ya kaybedecek her şeye değecek ya da pişman olup gidecektim.
O, kaderin yazılmadığı bir dilde konuşan bir gölgeydi.
Adımları ardında yalnız küller bırakmazdı-onlarla yeni bir düzen kurardı.
Ve bir gün karşısına çıkan biri, onun fırtınasını tanıdı.
Aynı soğuktan geçmiş, aynı yangında yanmıştı.
Bu hikâye, yalnızca bir aşkın değil; güçle sınanmış iki ruhun, sancılar ile kurulan bir dünyanın ardındaki hakikatin hikâyesi. Burası hak peşinde koşanların satranç tahtasında her hamlesinin ölümcül olduğu bir kumar masası
All Rights Reserved