Sen benim kara sevdamsın, Karya. İçimden söküp atamadığım, atmak istemeyeceğim ancak yanına iki adım bile yaklaşamadığım kara sevdamsın." Aşk, beklenen değildir, bir anda olur. Beklediğin ve umut bağladığın her şey, bir gün sana hayal kırıklığı olarak döner. Bu yüzden aşkı bekleme, arama bırak o seni bulsun. Acısıyla tatlısıyla gelsin sana, sınasın seni, sınarsa sevda olur. Yıllar içimde bir oyuk açtı, Arkun'u içine gömmeye çalışsam da daha çok var oldu ve bütün eksik yanlarımı kapattı. Biz kara sevdaydık çünkü asla buluşamaz, tam olarak birbirimize yaren olamazdık.
"Sen-" tamamlatmadı cümlemi, bende tamamlamak istemedim biraz. Dilimden dökülenler, ona batacak beni kanatacaktı. Bazen sevsen bile dilinden döküleceklere engel olamıyordu insan, kırgınlığı ağır basınca. Susmak, arkanda bırakmaktı bazen.
"Hatamı yüzüme vurmaksa amacın," iki yanımda duran yaralı ellerimi tuttu. Avuçlarıyla öyle sardı ki sanki bütün kanayanlar kabuk tuttu, bir daha asla açılmamak üzere kapandı. Aşk, yaralar. En çok yaralar. Ama bazen öyle anlar olur ki, kaçtığın şeyler bir gün sığınağın olur. Bu, yağmurdan kaçarken doluya tutulmak değildir; kaçtığın yağmurun, doludan seni korumasıdır. Acıtır, öylesine yakar ki, bir daha yanamayacağını düşünürsün. "Sen o gün bana, 'cesedimi kucakla' diye âh ettiğinde ben, beni affet istemedim." Gözlerindeki kırılma daha önce bu kadar net olmamıştı. Paramparça ve eksiktik. Bir zamanlar yarım kalmıştık ve asla bir bütün olamayacaktık, yapılanları unutmak ikimize de zordu. Yalanlar, saklanmalar, ihanetler... Ona kızarken, onun yaptıklarını yapmıştım. Oysa aşk, korumak ve sakınmaktı.
Tutti i diritti riservati