غلاف قصة SOYTARININ KIVILCIMI بقلم UMAY_6
SOYTARININ KIVILCIMI
  • WpView
    مقروء 9,465
  • WpVote
    صوت 727
  • WpPart
    فصول 6
قم بالتسجيل كي تُضيف SOYTARININ KIVILCIMI إلى مكتبتك وتتلقى التحديثات
أو
إرشادات المحتوى
قد تعجبك أيضاً
ÜZÜM BUĞUSU بقلم bosverdilan
41 أجزاء مستمرّة للبالغين
Sene 1992, ülke sağ ve sol çatışmasının izlerini hâlâ taşıyorken henüz yoluna girmiş bir düzen yoktur. Bu çatışmanın içerisinde aynı evde doğup büyümüş olan Firuze ve Ecevit birbirlerinin tek ve en sevdiği oyun arkadaşıdır. Yetişkinlerin kavgalarının ötesinde, boya kalemleri ve oyunlarıyla büyüyen iki çocuğun doğarken beraber yazılan hikayeleri; bir doğum gününde sert bir silgiyle silinir, hiç var olmamış gibi koparlar birbirlerinden. Silgi yazıyı siler, kağıdı hırpalar ve Ecevit bir ailenin avucunun içinde yok edilir. Suçlar ve cezalar. Cezaları yalnızca suçlular mı çeker? Silgi yazıyı siler, leke bırakır ve Firuze en sevdiği oyun arkadaşını kaybeder. Suçlananlar ve cezalandırılanlar. Suçlular sadece yetişkinlerden mi çıkar? Firuze Akın ellerinde fırçalar, karşısında tablolarla yıllardır oyun arkadaşını beklemektedir. Seneler sonra aynı sayfa açılır, silgi de kalem de tek kişinin eline düşer. Ali Ecevit Tarhan, yazıp silmek için yok edildiği o yere geri döner. *** "Firuze sen benim çocukluğumsun," Gözleri derin bir şefkatle bana bakıyordu. Konuşan Ecevit'ti. Onu evvelden tanıyordum. Gözlerindeki şefkat avucunun içine düştü, un ufak edildi. "Firuze sen benim çocukluğumun katilisin," dedi acıyla, nefesini keskin bir bıçak kesti, o bıçağı ben tuttum sandım. Konuşan Ali Ecevit Tarhan'dı. Onu yeni tanıyordum.
Çiçekçi (Tefeci Kurgusu) بقلم irmmmaaakk
28 أجزاء مستمرّة
Genç kız annesini ve babasını kaybettikten sonra onlardan kalan çiçekçi dükkânını işletmeye başlar. Bir gün müşterilerinin fazla olması yüzünden dükkânı geç kapatır. Yolda ilerlerken eve daha erken gitmek istediği için kısa yolu tercih eder. Ve orada iki adamın, yan komşusu olan adamı kaçırmaya çalıştıklarını görür. Nereden bilebilirdi ki sırf bu yüzden tüm dünyasının değişeceğini? ... Daha fazla bazı şeyleri incelemeden masanın arkasında duran adama döndüm. odanın yarısı camdan oluşuyordu ve o da elindeki viski bardağıyla sırtı bize dönük camın ardındakileri izliyordu. Baya haybetli duruyordu. Sırtı oldukça genişti. Bir an, çok kısa bir an o sırtı çıplak bir şekilde hayal ettim ve ettiğim gibide aklımdan attım bu düşünceyi. Beni bu düşüncelerden koparan Hakan oldu. "Kuzgun, sana bir misafir getirdim." "Volkan iti mi?" diyen kalın sesle nefesimi götümden aldım çok kısa bir an. "Hayır. Onun mekanında misafir ettiği bir çocuk." dedi Hakan. Şu iki günde herkes için çocuk olup çıkmıştım. Bu kadar mı küçük duruyordum sahi? Adam, yani Kuzgun ağır ağır arkasını dönünce tükürüğüm boğazımda kaldı. Hiçte nazik olmayacak şekilde öksürürken utançtan yüzlerine bakamayıp arkamı döndüm. Avucumu dudaklarıma bastırıp öksürüğümü durdurmaya çalıştım ama inatmış gibi durmadı. Panikle kalbime vurdum durması için. Öksürüğümle kalbimin ne alakası olduğunu sormayın, bende bilmiyorum. Hakan yine hızır gibi yetişti. Bana dönerek eliyle sırtıma vurdu. Ama nasıl vurma. Öksürüğüm durdu ama sırtımın acısı daha çok yaktı canımı. Dudaklarımı bir birine bastırdım inlememek için. Ama öksürüğüm durmasına rağmen hala inatla bir kez daha vurunca kafamı çevirip ters bir bakış attım. Sessiz olmaya çalışarak "Ne yaptığını sanıyorsun sen?! Sırtım yerinden çıktı! O nasıl vurma