İnsan, yaşadığı ya da bir gün yaşayacakları şeyler yüzünden, defalarca ölüp ölüp dirilmeyi öğrenirdi. Her darbede biraz daha eksilir, her kırıkta biraz daha susardı. Ama yine de yaşardı, sanki yaşamak boyun borcuydu da susmak kader.
Ben daha on yedi yaşındaydım...
Ve on yedi yaşında birinin taşıyamayacağı kadar ağır yükler omuzlarıma yığılmıştı.
İnsan bazen sadece nefes aldığı için bile yorulabiliyormuş, bunu öğrendim.
Ama bilmediğim çok şey vardı.
Yaşayacaklarımın, beni nasıl bir yolda sürükleyeceğinden bihaberdim.
Hayatımın bir gün içinde tepetaklak olacağını bilmeden uyanmıştım o sabah.
Her şeyin değişeceği, hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı o gün...
Ve işin garibi, bu devrilmiş hayat bana mutluluğu mu getirecekti, yoksa sonsuz bir mutsuzluğu mu bunu bilmiyordum.
Ama artık geri dönüş yoktu.
Bir kere düşmüştüm yola...
Ve yol, beni bambaşka birine dönüştürecekti.
Ben Esila Deniz Eyvazova. Ama bana gerçek adımın Esila Deniz Bozkurt olduğunu söylüyorlar...
Annesi ile küçük bir köyde yaşayan 17 yaşında Arin, bir gün annesini bir yangında kaybeder ve bir başına kalır. Köylü kızı evlendirmeye karar verir. Ağalardan birisi kızın yaşlı bir adamla evlenmesine göz yumamaz ve oğlu ile evlendirir.
Kapak tasarımı @paralevm