Bazı hikâyeler, göz göze gelindiğinde başlar.
Bir kütüphane sessizliğinde, herkes susarken kalbin bağırdığı bir anda. Henüz isimler bilinmeden, varlıklar birbirini fark ettiğinde.
Bu, Lina ve Atlas'ın hikâyesi...
Zamanın yavaşladığı, bir bakışın dünyayı susturduğu bir başlangıç.
Sessiz bir tanışmanın, içten içe yankılanan bir çekimin ve her şeye rağmen mesafesini koruyan iki kalbin arasında örülen görünmez bağın öyküsü.
Kalabalıklar içinde tek bir kişiye dönen bakışların, birbirine söylenmeyen ama hissedilen sözlerin, küçük anların büyük duygulara dönüştüğü bir yolculuk bu.
Ne hızlı bir aşk, ne de sadece gençlik...
Bu, "acaba o da beni fark etti mi?" sorusunun gölgesinde yürüyen bir kızın ve "neden gözüm hep onu arıyor?" diye sorgulayan bir çocuğun hikâyesi.
Bazı karşılaşmalar kelimelerle değil, bakışlarla yazılır.
Ve bazı hikâyeler... henüz başlamadan bile kalbe dokunur.
(bu kitap bir manifest kitabıdır.)
Sete geç kaldığını haber vermek isteyen başarılı bir oyuncu, yanlış numarayı tuşlar ve hikaye o zaman başlar.
Bu yanlış numara, büyük bir aşkın kıvılcımını ateşler. Daha önce duygularını kullanmayan, acımasız, Rusya'nın en büyük adamı aynı zamanda Mardin'in en büyük aşiretinin oğlu olan adam, bu kıvılcımda tutuşmaya hazırdır.
Mardin'de çekilen dizisi ile ün alan oyuncunun, Mardin'li adam ile aşk yaşadığı yerde Mardin olur.