"Bazen geride kalan tek şey, anlatılamayanların külleridir."
Hiçbir yara sadece fiziksel değildir. Bazı izler, insanın içine işlemiş bir çığlık gibi yıllarca taşınır.
Bir okul, dört genç... ve onları çevreleyen sarsıcı gerçekler.
Birbirine sıkı sıkıya bağlı görünen dostluklar, aslında kırılmaya hazır cam parçaları gibidir. Sevgi ile sahip olma arzusu arasındaki çizgi silinmiş, başarı ile hırs iç içe geçmiş, aile ile aidiyet duygusu çoktan yitip gitmiştir.
Güneş ve İdil, hayatın onlara çizdiği dar patikalarda yürürken; Çınar, Emir, Mert ve Oğuz'un gölgeleri onları sürekli takip eder. Her biri geçmişin yüküyle, eksik kalan sevgilerle ve onlara dayatılan kimliklerle savaşıyor. Ancak bazı savaşlar sessizdir, bazı acılar ise hiç konuşulmaz.
Zamanla büyüyen gerilim, görünmeyen sınırları yıkar. Oyunlar gerçeğe, dostluklar tehlikeye dönüşür. Göz ardı edilen detaylar birer birer yüzeye çıkarken, herkes içindeki boşlukla yüzleşmek zorunda kalır.
Kimse göründüğü gibi değildir.
Ve bazen bir son, sadece yeni bir suskunluğun başlangıcıdır.
Todos os Direitos Reservados