Ceylan eşinin bir konsey üyesi olduğunu öğrendiği andan itibaren korkmaya başlamıştı. O eşinin bir konsey üyesi olmasının yerine normal bir adam olmasını dilerdi. Çünkü herkes eşinin onu beğenmeyeceğini söylüyordu.
Şimdi ise Ceylan'ın tek bir arzusu vardı: İçinden çıktığı o karanlığa, yani Mahzen'e geri gönderilmemek...
O, diğerlerinden farklıydı. En itaatkâr olanıydı, bu yüzden seçilmişti. Ama kimse, onun hiç tanımadığı bir eşe sadakat göstereceğini, Mahzen'in kurallarını çiğneyeceğini tahmin etmemişti. Ceylan bunu yaptı. Çünkü bir aileye sahip olma ihtimali, içindeki korkulardan daha büyüktü.
Sancar Ateşzade, konseyin emriyle zorla evlendiği küçük eşini ilk görüşte kalbine alacağını hiç düşünmemişti. Onu tanıdıkça, Konseyin karanlık düzeni artık sadece kirli bir sistem değil, eşinin çocukluğunu çalan bir kabustu.
Ve o anda kararını verdi:
Bu düzeni yıkılacaktı.
Küçük eşini ve onun gibi sessizce mahzende büyütülmüş tüm kızları korumak için,
Sancar Ateşzade artık sadece bir eş değil...
Bir savaşçıydı.
Karanlıkta büyütülen bir kızın, ışığa doğru attığı ilk adım...
"Mahzenin Gelini", sadakat, korku ve özgürlük arasındaki çizgide yürüyen kırılgan bir aşkın hikâyesi.
Seluruh Hak Cipta Dilindungi Undang-Undang