VURGUN ( CİHAL)

VURGUN ( CİHAL)

  • WpView
    Reads 18,538
  • WpVote
    Votes 800
  • WpPart
    Parts 13
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sun, Nov 9, 2025
Cihan Alya farklı evren diyelim o vakit artık🤍 "Cihan Albora. Mardin'in suskun ağası, İstanbul'un en sert avukatı... Adı toprak kadar eski, hükmü kan kadar keskindir. Ailesini korumak için yaşar, düşmanlarını susturmak için savaşır. Ama bir gün... geçmişin karanlığı öyle bir leke bırakır ki, adını temize çıkarmak için rotasını Mardin'den Kanada'ya çevirir. Gitmek bir zorunluluktur. Dönmek bir mesele. Ama orada onu bekleyen, sadece düşman değil... Dr. Alya Yıldırım. Yaraları iyileştiren, ama kendi yaralarını yıllardır saran bir kadın. Sessiz, güçlü ve yıkılmamak için duvarlar örmüş biri. Ve bu iki yabancı... Alya'nın şifası, Cihan'ın karanlığını deler. Cihan'ın ateşi, Alya'nın donmuş kalbini çözer. Zıt iki dünya, aynı ateşte yanar. Ve bazen en karanlık gölge, ışığı doğurur. Bir aşk hikâyesi değil bu. Bir hesaplaşma. Kendinle, geçmişinle, adınla, soyunla. Ve belki ilk kez... bir kalple.
All Rights Reserved
#26
şahnar
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • AZE
  • Karadeniz'in Kızı (Gerçek Ailem) - DÜZENLENECEK!
  • KARA HARP Mİ? (YARI TEXTİNG)
  • RUH-U REVAN
  • ASENA
  • Doktor Neyi İtiraf Edecek Hemşire Hanım?| Yarı Text
  • Gözler Aynı Sen
  • SİCİLYA MATRİSİ | Yarı Texting
  • NEVBAHAR (Düzenlenecek)
AZE

PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.

More details
WpActionLinkContent Guidelines