Asena; geçmişi kayıplarla dolu, hayata tutunmayı bırakmış genç bir ressam. Kutay; korkuyla anılan, sert kurallarla yaşayan bir adam. Birbirlerinin karanlığına adım attıkları anda, hiçbir şey yerli yerinde kalmaz. Mafyalar, düşmanlar, itaatkârlar, tehditkârlar, zorunlu ilişkiler, kan davaları, sırlar, oyunlar, dövüşler ve muhteşem tablolar...
Asena, kaçırıldığı adamı esir alacak kadar cesur; Kutay ise geçmişini öğrendiği kadına ilk görüşte âşık olacak kadar delidir. Soylarının bıraktığı kan izleri ve yanan şehirlerin ortasında tek sığınakları birbirleri olur.
Bir aşk ne kadar büyükse, bedeli o kadar ağırdır.
*
"Silahımı çeneme yasladığında kehribar gözlerine bakarken bu kız beni öldürür dedim içimden. Çünkü o an âşık oldum. Âşık olmak benim için ölmek demekti. Ben yenilmez bir adamken hayatımda ilk defa, tek bir bakışta yenildim."
"Bu evlilik olmayacak."
Diye tekrarladım cehennemi andıran kahvelerine bakarken.
"Sen istesende, istemesende bu düğün olacak küçük hanım. Başka kaçarın yok."
Kolumu tuttu sıkarak. O benim yeşillerimden kaçmıyordu, bende onun cehenneminden kaçmıyordum.
Kolumu zorla çektim. Duraksadım ve derin nefes aldım.
"Bir daha bana elini dahi sürmeyeceksin!"
"Sen benim müstakbel karımsın. Bir daha sakın ne yapacağımı söyleme."
Tüm bunlar babamın yüzünden olmuştu. Beni evlendirecekti. Ve üstelik evleneceğim adam ise mafya lideriydi. Hepsi bir film gibiydi ama değildi ne yazıkki. 18ime girdikten 2 gün sonra evlendirileceğimi kim
Bilebilirdi ki?
Henüz 18 yaşındayken 25 yaşındaki bir adamla ne işim olabilirdi ki?
Adam yakışıklı, karizmatik olsa bile onunla
Zorla evlendirilecektim. İstemediğim
Tanımadığım biriyle evlendirilecektim..