Asena; geçmişi kayıplarla dolu, hayata tutunmayı bırakmış genç bir ressam. Kutay; korkuyla anılan, sert kurallarla yaşayan bir adam. Birbirlerinin karanlığına adım attıkları anda, hiçbir şey yerli yerinde kalmaz. Mafyalar, düşmanlar, itaatkârlar, tehditkârlar, zorunlu ilişkiler, kan davaları, sırlar, oyunlar, dövüşler ve muhteşem tablolar...
Asena, kaçırıldığı adamı esir alacak kadar cesur; Kutay ise geçmişini öğrendiği kadına ilk görüşte âşık olacak kadar delidir. Soylarının bıraktığı kan izleri ve yanan şehirlerin ortasında tek sığınakları birbirleri olur.
Bir aşk ne kadar büyükse, bedeli o kadar ağırdır.
*
"Silahımı çeneme yasladığında kehribar gözlerine bakarken bu kız beni öldürür dedim içimden. Çünkü o an âşık oldum. Âşık olmak benim için ölmek demekti. Ben yenilmez bir adamken hayatımda ilk defa, tek bir bakışta yenildim."
Dmitry Tvardovsky, geçmişi karanlık anılarla dolu, gizemli ve acımasızlığı ile tanınmış, bir diğer namı Ölüm olan o adam. Her kesin korkması gereken, biri. Tüm dünyayı yöneten ve kurduğu imparatorluk altında olan beş aileyi kontrol ediyordu. Yaptığı küçük bir değişiklik ve onun ağızından çıkacak iki cümle, dünyanın sonunu getirirdi. İmparatorluğu onun gücüydü. Peki ya bu kadar gücü elinde tutan, her kesi bir kukla gibi yöneten iplere sahip olan adam, bir kız çocuğunu yönete bilecek mi?
"Deliriyorum, beni o küçük parmağına sardın, kendi etrafında döndürüyorsun."