Herkes yaşadığını sanır.
Doğar, büyür ve ölür...
Ama ne uğruna? Para mı? Aşk mı? Yoksa sadece yaşama duygusu mu?
Doğarsın; seni büyütmek için birilerinin ömründen zamanlar alınır.
Büyümeye çalışırsın, sonra bir sabah gözünü açar ve kendini okul sıralarında bulursun.
Okudukların senin değil, sistemin kurallarıdır.
Dirseklerin nasır tutar, gençliğin senden izinsiz elveda der.
Aşık olursun... sonra ayrılırsın.
Kalbin kırılır, ilaçlar devreye girer.
Yaşadığın her şeyin "normal" olduğuna inandırılırsın.
Okul biter, çevren konuşmaya başlar: "Artık bir iş bulmalısın."
O an başlar dönüşümün: Yöneticilerin emirleriyle hareket eden bir çalışan olursun.
Bir robottan farkın kalmaz; aynı saatte kalkar, aynı saate kadar beklersin.
Evlilik gelir sıraya, sonra çocuklar...
Ne olduğunu anlayamadan bir hayat geçmiş olur üzerinden.
Onları büyütürken sen daha da küçülürsün.
Bir gün biri gelir, "Maaşına zam yaptık," der.
Sevinirsin.
Oysa o gün özgürlükten bir adım daha uzaklaştığını fark etmezsin.
Siyasi partiler, seni sadece sayı olarak görür; oy verdikçe değil, tükettikçe var olursun.
Ömrün biter, ama hâlâ hayatta olduğunu sanırsın.
Sen mi mezara girmek istersin, yoksa mezar mı seni ister?
Orası meçhul...
Sevgili okuyucu,
Bu romanı daha derin bir bakış açısıyla yazdım.
Eğer bu satırlarda bir yankı duyuyorsan,
yalnız değilsin.
Destek olursan, birlikte düşünmeye devam edebiliriz.
053*: Gözlerinde huzur, saçlarında sevdiği kokuyu, sende kendini bulan ve gülüşünde kaybolan aşık bir adam.
053*: Bu aşık adam sana layık olmak için çabalamak istiyor
053*: İzniniz var mı acaba hanımefendi :)
-YAZIM YANLIŞI OLACAKTIR RAHATSIZ OLANLAR OKUMASIN LÜTFEN-
Başlama tarihimiz: 16.10.2025