VİRÜS
  • WpView
    Reads 201
  • WpVote
    Votes 15
  • WpPart
    Parts 5
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sun, Aug 9, 2015
2050 yılında, insanoğlu tarafından öngörülemeyen bir virüs başlamıştır. Virüs tehlikeli ya da bulaşıcı değildir, fakat bilim adamlarının yarattığı yanlış tedavi sonucunda hızla yayılmaya ve tehlikeli bir hal almaya başlamıştır. Dünya üçe ayrılıyor. Hastalığı kapmış olanlar, hastalığa bağışıklığı olanlar ve henüz kapmamış olanlar. Hepsini ayrı ayrı yerlere koyuyorlar. En küçük ve rahatsız edici yer virüsten etkilenenlerin konulduğu bölüm. O bölümde isyan başlamaktadır ve 19 yaşındaki Gölge, buradan çıkarsa tedavi olacağına inanmaktadır. Hastalığın kendisine uzun süre sonra etki edeceğini bilmektedir ve yaşadıklarından sonra tek bir amaç edinmiştir. 10 yaşındaki kız kardeşi Derin'i buradan çıkarmak. Kendi yaşamını kendisi sonlandıracak olsa bile, onu buradan çıkaracak, hayatına devam etmesini sağlayacaktı. Hayatı, bu düzenle mahvolmuştu. Ve kendisini avutabileceği, hayata tutunmasını sağlayabileceği tek bir şey vardı; Varlığı bile henüz kanıtlanmamış Tedavi.
All Rights Reserved
#539
hayattakalma
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • KROM VE KEMİK
  • NEHY-KİMSEDEN SONRA | DİSTOPYA
  • YAPAY KALP +21
  • DUHUL
  • KIYAMET TOHUMLARI
  • Albay Kızı
  • Asena deniz (gerçek ailem)
  • On Üçüncü Pay
  • ŞAHMARANLAR ( AŞİRET AİLEM )
  • Vortaris

"Yukarıda, bulutların üzerindeki o steril fanusta yaşayanlar için hayat bir oyundu. Aşağıda, çamurun ve pasın içindeki bizler içinse sadece nefes alma savaşı." Adım Yenal. Ama bu lanet şehrin arka sokaklarında, neon ışıklarının altında bedenimi ve yumruklarımı satarken herkes bana Nox der. Kurallarım basitti: Asla güvenme, asla yalvarma ve tek varlığım olan kardeşini hayatta tut. Ta ki o geceye kadar. Pars... Şehri yöneten Konsorsiyumun tek varisi. Damarlarında kan yerine sıvı altın akan, insanlara baktığında sadece fiyat etiketleri gören o kibirli prens. Beni o kulüpte, ayaklarının dibine atılan paraları toplarken izledi. İğrendi. Aşağıladı. Ve sonra, hayatımın iplerini eline aldı. Kardeşimi yaşatmak için, nefret ettiğim o adamın dünyasına girmek zorundayım. O, beni satın aldığını, bana sahip olduğunu ve irademi kırabileceğini sanıyor. Beni evcilleştirebileceğini sanıyor. Ama unuttuğu bir şey var: Sokaklar, saraylara benzemez. Ve biz sokak köpekleri, tasmamız ne kadar sıkı olursa olsun, ısırmaktan vazgeçmeyiz. Biri kromdan bir tanrı, diğeri etten ve kemikten bir isyancı. Biri yok etmeye, diğeri hayatta kalmaya yeminli. Mülkiyet yasaları, kalbin ritmini durdurabilir mi?

More details
WpActionLinkContent Guidelines