Bazen aşk, bir devrimin meyvesidir.
1899 yılında Novara'nın sisli sanayi kenti Heisen'de doğan Lucius Mordane, sıradan bir çocuk olarak değil, karanlığın içine doğmuş bir kader taşıyıcısı olarak dünyaya geldi. Babası acımasız bir çete lideri, annesi ise suskun bir kurbandı. Bu sert dünyada Lucius'un çocukluğu silah sesleri, güç oyunları ve vicdanını yok etmeye çalışan bir babayla geçti.
Ancak Lucius, bir tetikten fazlasına sahipti: bir akıl, bir irade ve sonsuz bir hırs.
Vicdanla güç, adaletle kana susamışlık arasında sıkışan Lucius, zamanla Novara halkının kaderini şekillendiren bir lider, bir efsane yada korku salan bir zorbaya dönüşecekti.
Halkı bu zorbalık, sessizlik ve mahkumiyetten kurtaracak yegane şey kahramanca bir devrim, bu devrimi efsane yapan ise beraberinde getirdiği aşk hikayesi olacaktır.
"Birazdan evleniyorum ve hayatım eskisi gibi olmayacak." Valentina gelinliği giydirilirken sadece bunu düşünüyordu. Derin bir nefes aldı.
"Biraz kız kardeşimle yalnız kalmak istiyorum. Sonra devam ederiz."
Nedimeleri reverans yapıp odadan çıktılar. Mary ablasını çok iyi tanıyordu ve bunu bekliyordu da.
"Korkuyorum." dedi Valentina "Kraliçe ne düşünürse düşünsün. Onun o çapkın ve şımarık oğlunu ben yola getiremem."