Bu, hayatı toz pembe olan bir kadının siyaha bürünmesinin ve kendisine kurduğu barikatları yıkma çabasının hikayesi.
Bu, hayatın sadece eğlenmekten ibaret olduğunu sanan bir adamın aşka yenilmesinin hikayesi.
"Kadın umutsuzlukla yaşarken, adam umut ışığının kadının bedeninde yandığını görebiliyordu."
Bir kaza...
Kırılan, sızlayan bir kalp...
Parçalanan iki hayat...
1980'lerden esen sert bir rüzgar. Umutsuzluğun, direnişin ve imkansızlıklarla sarmalanan bir aşkın hikayesi. Ayça'nın ve Doruk'un hikayesi...
Birbirlerine yabancı iki genç...
Onların ilk karşılaşmaları can yaktı, tıpkı ikinci karşılaşmalarında olduğu gibi... Doruk ikinci kere pişmanlığı hissetti ancak aynı kişiye karşı hissettiğinden habersizdi; Tıpkı onun yabancısı olduğu hislerin bedeninde dolaşıp ruhunu ve kalbini sarmasını sağlayacak olan kişinin de aynı kadın olduğunu bilmediği gibi...
1980'li senelerde bir telefon, bir kadının parçalanan kalbini iyileştirebilir miydi? Peki aşk bütün engelleri aşabilir miydi?
Bu soruların cevapları kitabın diğer sayfalarında minik bir esintiyle size ulaşmayı bekliyor.
Todos os Direitos Reservados