Genç kız gece gündüz uğraşarak ördüğü ve nihayet yiğit askerin göreve gideceği günün bir gün öncesine yetiştirdiği lacivert atkıyı bakınca kalbinde çiçekler açtıran adama uzattı. Uzatırken de elinin heyecandan titremesine engel olamadı. Genç yüzbaşı atkıyı gülümseyerek aldı ve hemen boynuna astı. Genç kız da gülümseyerek işaret diliyle "Senin için ördüm Atakan," dedi. "Yarın göreve gideceksin. Oralar soğuk olur bilirim. Dağlarda görevdeyken üşürsün. Ben üşümeni istemiyorum. Üşüme diye ördüm bu atkıyı sana. Umarım beğenmişsindir." Atakan komutan atkının ucundan tutup burnuna doğru götürdü ve genç kızın ellerinden sinen kokuyu derin derin içine çekti. "Ellerinin kokusu sinmiş inci tanem," dedi atkıyı burnundan çekerken. "Sana bakarken kalbim ısınıyor benim. Dağlarda seni düşünürken de kalbim ısınır. Ördüğün atkıyla da bedenim ısınacak." Genç kız tekrar gülümsedi ve dudağının kenarındaki gülümseme göz bebeklerine sıçradı. Gülümsüyordu gülümsemesine ama içi de burkuluyordu bir taraftan zira Atakan'dan ayrı kalmak zor geliyordu ona. Atakan Asaf Korkmazer bir yüzbaşıydı. Anlı şanlı bir Türk askeriydi ve üstündeki şerefli üniformayla vatanı korumaya giderken sevdiklerini geride bırakmak zorunda kalıyordu. Ona da zor geliyordu elbet ama vatanını her şeyden çok seviyor her şeyin üstünde tutuyordu her asker gibi, her vatan evladı gibi. Kızın hüzünle dolan gözlerine bakan askerin de içi burkulurken "Bana da zor geliyor gitmek inci tanem," dedi. "Vatanımı korumaya giderken bir vatanımı da burda bırakıyorum. Seni ilk gördüğüm gün anladım." İşaret parmağını kızın kalbine doğru tuttu. "Senin kalbin..." aynı işaret parmağını bu sefer kendi kalbine götürüp "Benim kalbimin vatanı. Sen benim ikinci vatanımsın." Atakan Asaf&Maral Kaan&Hilal Tuğrul&Cansın Kerim&Agrin Yiğit&Bade
More details