Her gerçeğin bir bedeli, her sessizliğin bir yankısı vardır. Bu hikaye, adalet ile intikam arasındaki o ince çizgide yürüyen kırık ruhların hikayesi.
Erikli'de yaşayan küçük Hilye ve ailesinin huzuru, babasının annesinin en yakın arkadaşıyla aşk yaşamaya başlamasıyla yavaş yavaş son bulacaktır. Üstelik babası mafyanın içine girip, onları yarı yolda bırakmaya çoktan hazırlıklıdır. Giderken yanına alacağı tek kadınsa annesinin kardeş bildiği Zühre...
Ancak Zühre, çocuklarını bırakamayacağını, daha kötüsü bu pis işleri yüzünden başına çok feci bir belanın gelebileceğini söylemesine rağmen Cengiz Karan kendisi hariç kimseyi dinlemiyordu. Üstelik Cengiz, bu kadını karısının, çocuklarının önüne koymasına rağmen kendisiyle beraber gelemeyeceğini söyleyen Zühre'yi anlamak istemiyordu.
Cengiz'inse aklı ve kalbi hastalıklıydı. Kendisinin olamayan bir şeyin var olmasını mantıklı bulmuyordu. Bu yüzden Zühre ölmeliydi. Zühre eğer Cengiz'in değilse başka kimsenin olamazdı.
"Gittiğin yerde bana da yer ayır Zühre'm, en azından orada kavuşabilelim..."
Hilye ve Aral'ın yazgısı o gece bir kadının acımasızca öldürülmesiyle başlamıştı. Hilye'nin babası o gün, Aral'ın annesini öldürmüştü. Daha küçücük bir erkek çocuk annesiz bırakılırken, küçücük bir kız hayranı olduğu babasını kaybetmişti.
All Rights Reserved