Bir bebeğe isim koymak öyle kolay olmamalıydı. Mesela kulağa hoş geliyor diye konulmamalıydı zannımca. İsmin anlamını bir bebeğin, bir çocuğun, bir gencin ve bir ömrün taşıyacağını bilmeliydi insanlar. Bilmeliydi ki, o çocuk ömrü boyunca isminin taşıdığı anlamını hissedecek, belki bilecek ve kalbinin karanlık odalarında o anlamları büyütecek.
Mesela ben. Ben Nale Efza Sahir. Ben bir ailenin ağıtlarını çoğaltandım, ben birkaç ömrün feryadını arttırandım. Çocukken sorsanız sevgisizlikten verilen bir isim derdim, şimdi sorsanız Sahir ailesinin kaderi elimdeki hançerin ucu kadar sivri, kanlı ve yaralayıcı olsun diye derim. Ben Nale Efza, gayri meşru bir çocuk olmanın ağırlığını yaşamış, kan davası gibi görünen iki ailenin kavgasının tam ortasındaki çizgiydim. Onların kavgasıydım, onların davasıydım. Şimdi sessizlik zihnimdeki kör karanlıklara hapsolmuşken bugünü karanlığın kuyusuna gömmek için ellerimdeki kurumuş kanların üzerine kan yağdırmaya gönüllüydüm.
Hazal: Sencer farkında mısın biz boşanacağız?
Hazal: Her aklına estiğinde eve gelemezsin. Sürekli Deniz'i bahane ediyorsun ve bu çok rahatsız edici olmaya başladı!
Hazal: Oğlumuzun sana olan sevgisini kullanıyorsun, resmen. Ne kadar doğru bu?
Sencer çevrim içi...
Sencer görüldü...
Sencer: Sadece oğlumun yanında olmaya çalışıyordum.
Sencer yazıyor...
Hazal: Sencer sen Deniz doğarken bile yanında değildin. Şimdi mi, aklına geldi Deniz'in yanında olmak?
🌊🌊
02.12.2025