Lina, 26 yaşında, hayalperest ve enerjik bir genç kadın. İstanbul'un küçük, samimi bir mahallesinde doğup büyümüş. Ailesiyle birlikte yaşayan Lina, küçük bir kahve dükkanı işletiyor.
Hayatı biraz dağınık ama çok neşeli: Sabah kahvesini yaparken dans etmekten, sakarlıklardan ve komik kazalardan kaçamıyor. Mesela kahve makinesini kurarken üstüne kahve dökmesi en son macerasıydı.
Ailesi ona her zaman "Daha ciddi ol!" der ama o hayatı ciddiye almadan da yaşanabileceğini düşünüyor.
Lina'nın en büyük hayali, kahvesiyle mahallenin ve hatta İstanbul'un en sevilen kafe sahibi olmak. Aynı zamanda, hayatında biraz da romantizm ve heyecan arıyor ama henüz uygun kişiyle karşılaşmadı.
Mahallede Kerem Bey diye soğuk ve düzenli bir adam var. Onunla ise kahve kokusu yüzünden sürekli küçük kavgalara tutuşuyorlar. Ama bu kavgalarda bile Lina'nın neşesi ve komik tavırları mahalleye renk katıyor.
Bir kaldırımın köşesinde buldum hayalimi.
Gözlerimi kapattım, bıraktım avucuna kalbimi.
Dedi ki, sonuna kadar tutacak mısın elimi?
İçimden cevapladım, birlikte tırmanacağız tüm merdivenleri.
Mumlar üfledim, dilekler diledim.
Kayan her yıldızda adını sayıkladı dilim.
Ve o bana doğru tek bir adım geldiğinde
Ben hiç gitmesin diye bütün yolları denedim.
🏀
"Doruk?" dedim heyecanla. Bakışları yüzümde oyalanmaya devam ettikçe duramadım yerimde. Bir şey söyleyecekti. Bir şey söylemek için buradaydı. "Kaptın mı formayı?"
"Feza," dedi ve seri adımlarla ona doğru ilerlediğim sırada o da birkaç adım yaklaştı bana. Sadece ismimi söylemişti ama heyecanını yansıtması için bu yeterliydi. Devam etmesini beklerken kalbim yerinden çıkacak gibiydi. "Kaptık formayı."